1750 Adetten Fazla Türkiye'nin En Güzel Villa Modelleri İçin Resme Tıklayabilirsiniz..

Sosyal Güvenlik Sistemi ve İnşaat Sektörünü Bekleyen Kriz!

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİMİZ SAĞLIKLI İŞLİYOR MU?

bağkur, emekli sandığı, emeklilik sistemi, inşaat sektörü, sosyal güvenlik kurumu, Sosyal Güvenlik Sistemi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve İnşaat Sektörü, Sosyal sigortalar, Ssk, taşeron firma

Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre, geçen ağustos ayında sigortalı çalışan sayısı bir önceki aya göre 391 bin kişi azalarak 11 milyon 716 bine geriledi. Kış aylarına girilmesiyle birlikte işsizlikte mevsimsellikten kaynaklanan artış dikkat çekerken, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verileri, kayıtlı istihdamda sert bir düşüş yaşandığını ortaya koydu.

Kurum verilerine göre sigortalı işçi sayısı bir ayda 391 bin kişi azaldı. Temmuzda 12 milyon 107 bin olan sigortalı sayısı, ağustosta 11 milyon 716 bine geriledi. Son derece dikkat çeken bu düşüşün devam etmesi halinde istihdamda ciddi problem yaşanabileceği belirtiliyor.

Sigortalı işçi sayısının azalmasındaki en büyük neden, inşaat sektöründeki durağanlaşmadır. Eğer Ağustos ayında sigortalı işçi sayısı azalıyorsa, inşaat sektörünün durma noktasına geldiği kış aylarında durum çok daha ağır olacak anlamına geliyor. Yani ortada kötü giden bir şeyler var.

Sorunu daha iyi anlayabilmek için sosyal güvenlik sistemine kısaca bir göz atacak atmakta fayda bulunuyor. Günümüz sosyal güvenlik sistemleri, ağırlıklı olarak sanayi toplumunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere XIX. yüzyılın son çeyreği ile XX. yüzyılın ilk yarısında geliştirilen sosyal güvenlik tedbirlerinden ve bu tedbirlere uygun kurumsal yapılardan oluşmuştur.

Sistemin ağırlıklı kurumlarını sistemden yararlananların prim ödeyerek finansmanına katıldıkları, primli rejimler olarak da adlandırılan sosyal sigorta kurumları oluşturmakta, bu kurumların koruma kapsamı bakımından bıraktığı boşluklar da vergi gelirleri ile finanse edilen kamu sosyal güvenlik harcamaları ile doldurulmaktadır.

Sosyal sigortalar kurumlarının aktif üyeleri, çalışma yaşamlarına devam eden ve ödedikleri primler ile kurumların finansmanına destek sağlayan kişileri ifade ederken, pasif üyeler çalışma yaşamlarını tamamlamış ve söz konusu kurumlardan genellikle emekli aylığı şeklinde gelir elde eden kişilerdir.

Sağlıklı işleyen bir sigorta sisteminde aktif sigortalıların pasif sigortalılara oranının 6-8 olması beklenirken ülkemizde söz konusu oranın Emekli Sandığı için 1,9; SSK için 1,75 olması sistemin kendi kendisini finanse etmesini her geçen gün imkansızlaştırmaktadır.

Kısacası emeklilik sisteminde derin bir çatlak bulunuyor. Bu sıkıntıyı aşmanın en ciddi yolu inşaat sektöründen geçmektedir. Fakat burada da ciddi yanlışlar yapılıyor. Müteahhit firmalar çoğu işleri taşeronlar aracılığı ile yaptırmaktadırlar. Taşeron firmalar ise çoğu zaman çalıştırdıkları kişilerin sigortaları dahi göstermemektedirler. Taşeron şekilde işi alan ustalar, vergiye dahi kayıt olmamakta, fatura bile kesmemektedirler. Bunun sonucunda tüm fatura müteahhide kesilmektedir. Eskiden bu sıkıntıyı ortadan kaldırmak için yapılan inşaattın belirli bir işgücü ile bitirilebileceği ve bunun bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumuna yatırılması mecburiyeti getirilmişti.

Günümüzdü inşaat yapım süresi o kadar kısalmıştır ki, müteahhitlerimiz sigorta primlerini dolduramamaktadırlar. Buna rağmen cezasını ödemekten de kurtulamamaktadırlar.

İnşaat sektörü, yoğun işgücü kullanımı ile Türkiye ekonomisinde çok önemli bir yere sahiptir. Sektör, yoğun iş gücü kullanımından başka, direkt ve endirekt olarak etkilediği sektörler ile ticari hayatın canlanmasında, modern yapılaşmayı sağlayarak kentlerin oluşumunda, yaptığı yatırımlar ve ürettiği KDV ile de ekonominin gelişmesinde çok önemli görevler üstleniyor.

Tüm bu gerçeklere rağmen inşaat sektörünün üzerinde öyle bir hegemonya oluşturuldu ki, yap sat müteahhitliği şu anda yok olma noktasına doğru gitmektedir. Oysa yap sat müteahhitliği ekonomide, gelir dağılımında ciddi bir denge sağlamaktadır. Yaşanan olumsuzluklara kısaca değinmek istiyorum.

Ekonomi ile doğru orantılı olan ve beraberinde 300 kalem malı sürükleyen inşaat sektörü darboğaza girdiği zaman sadece kendisini değil, sürüklediği 300 kalem maldan kazanç sağlayan sektörleri de krize götürüyor. GSMH’da yaklaşık yüzde 33 seviyesinde bir paya sahip olan inşaat sektörü, istihdam bakımından değerlendirilirse, tarım sektöründen sonra, en yüksek istihdamı sağlayarak yaklaşık 1 milyon kişiye iş olanağı sağlıyor.

Yaşadığı kriz ile ülke ekonomisinde genel bir gerilemeye sebep olan sektör, istihdam konusunu da olumsuz yönde etkiliyor. Tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde olduğu gibi ülkemizin de en önemli sorunlarından biri işsizlik. Özellikle inşaat sektöründe 2007 yılının sonlarından bu yana yaşanan kriz bir bahar havası yaşansa da bu sorunu daha da derinleştirdi. Sektör yaklaşık yüzde 20 daraldı. 2013 yılında Ankara’da inşaat sektörünün yüzde 30 oranında daralması bekleniyor. Oysa inşaat sektörü Türkiye’nin geçtiğimiz yıllarda parlak günlerinin de simgesi gibiydi. Sanayinin durgunluğa girdiği süreçte, turizm ve perakende sektörlerinin etkisiyle bir süre daha idare eden sektör, yaşanan küresel kriz ile pes etti.

İnşaat sektörüyle beraber, çimento, demir çelik, seramik, yapı malzemeleri, yalıtım malzemeleri, boya sanayii ve daha yüzlerce kalem malı üreten sektörler de gerilerken, işsizlikte aynı oranda arttı. Ve karşımıza çıkan tabloya göre Türkiye genelinde işsiz sayısı 4 milyona yakın rakamlarda seyreder oldu.

Daralma içinde olan inşaat sektörü başta olmak üzere, tarım ve konfeksiyon gibi iş gücünü yoğun olarak kullanan sektörlerin desteklenerek canlandırılmaları istihdama olumlu katkılar sağlayacaktır. Özellikle inşaat sektöründe yapılacak düzenlemeler ve teşvikler ile sektörün eski parlak günlerine dönmesi hem sektörde çok sayıda düz işçi çalıştırılması hem de birçok sektörün canlılığını etkilemesi sebebiyle atılması gereken ilk adımdır.

Ancak bu da yeterli değildir. İşsizlikle mücadelede en etkili yollardan biri olan, işgücünün nitelik bakımından üretimde yaşanan değişimlere uygun olarak geliştirilmesi de gerekmektedir. Bunun için, kişilere, iş yaşamının ihtiyaçlarına duyarlı bir mesleki eğitimin sağlanması büyük önem arz etmektedir. İnşaat sektörünün de en önemli sorunlarından biri olan nitelikli işgücü ihtiyacının karşılanmasında yaşanan güçlük, hâlihazırda sürdürülen mesleki eğitimin, iş yaşamının ihtiyaçlarını karşılayamamasından kaynaklanan ve çözüm bekleyen bir başka konudur. Burada da görev milli eğitim politikamızı belirleyen yetkililere düşmektedir.

Ülkemizde bulunan meslek liselerini okuyamayacağı anlaşılan çocukların son çare olarak gönderildikleri okullar değil, bir meslek sahibi olmak isteyen gençlerimizin tercih ederek gittikleri ve bu kriterleri sağlayan eğitim kurumları haline getirmemiz gerekmektedir.

Daha her şey bitmeden devleti yönetenlerin tedbirler alması gerekmektedir. Bir bina yıkılmadan birçok şey kurtulabilir. Fakat yıkım gerçekleştikten sonra eşyalar, insanlar, dükkânlar, araçlar yıkıntıların altında kalır. Bu memleket bizim gelin doğru olan şeyleri el birliği ile yapalım.

AYDIN ŞİMŞEK
MİM-DER GENEL SEKRETERİ

Hakkında: SerMimar

SerMimar Kimdir? Osmanlılarda mimarbaşı, sermimaran-ı hassa. osmanlı hanedanının ve büyük devlet adamlarının yaptıracakları binaların projelerini yapmak ve bunların uygulanması için gerekli mimarları, teknik elemanları atamak, büyük kentlerdeki mimarları atamak, hassa mimarlarını yetiştirmek, kent ve kasabalardaki bütün mimar ve ustaların kayıtlarını tutmak sermimarın görevleri arasındaydı. Mimar İdris YAĞMAHAN sermimar@sermimar.net 0505 50 70 418

Ayrıca...

Ekonominin Lokomotifi İnşaat Sektörü Ne Durumda?

İnşaat sektörü, yarattığı katma değer ve istihdam imkânlarıyla ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Yazımızda ekonominin lokomotifi …