SerMimar.Net
Son Dakika

Mimar İdris YAĞMAHAN Yazdı: İsteyen Herkesin Müteahhit ve Mimar Olabildiği Ülke!

04 Temmuz 2026 SerMimar 18.709 Okunma 6 Dk Okuma
Mimar İdris YAĞMAHAN Yazdı: İsteyen Herkesin Müteahhit ve Mimar Olabildiği Ülke!

Hızlı Özet

Yarın sabah uyandığınızda bir hevesle; “Ben bir hukuk bürosu açayım, insanları savunayım” deseniz bunu yapamazsınız. “Bir tıp merkezi açıp hastaları ameliyat edeyim” deseniz, kapıdan içeri bile adım atamazsınız. “Mahalleye bir eczane açayım” veya “Bir mali müşavirlik ofisi kurup defter tutayım” derseniz yine karşınıza devasa ve aşılması imkansız yasal bir duvar çıkar. Bırakın bu ofisleri açıp […]

SerMimar.Net Uzman Rehberi

Yarın sabah uyandığınızda bir hevesle; “Ben bir hukuk bürosu açayım, insanları savunayım” deseniz bunu yapamazsınız. “Bir tıp merkezi açıp hastaları ameliyat edeyim” deseniz, kapıdan içeri bile adım atamazsınız. “Mahalleye bir eczane açayım” veya “Bir mali müşavirlik ofisi kurup defter tutayım” derseniz yine karşınıza devasa ve aşılması imkansız yasal bir duvar çıkar. Bırakın bu ofisleri açıp ticarete başlamayı, bu mesleklerin adını bile diplomanız olmadan tabelanıza yazmanız suçtur.

Tüm bu hayati meslekleri icra edebilmek için zorlu üniversite sınavları, dirsek çürütülen yıllar, ağır stajlar, baro veya meslek odası kayıtları gibi bir dizi acımasız “kural ve kaide silsilesi” gerekir. Fakat aynı ülkede, cebinde biraz sermayesi olan herhangi bir kişi yarın sabah uyanıp Ticaret Odası’na giderek bir “İnşaat Firması” kurabilir. Hayatında statik projenin kapağını bile açmamış biri, tabelasına süslü harflerle “Mimarlık & İnşaat” yazdırıp, yüzlerce insanın yaşayacağı devasa binalar dikmek üzere Müteahhitlik yapmaya başlayabilir. Mesleğinde yıllarını harcamış bir mimar olarak söylüyorum; maalesef Türkiye’nin en acı, en ölümcül ve en büyük çelişkisi tam olarak budur.

İnsan Hayatı Sadece Ameliyat Masasında mı Değerlidir?

Toplum olarak bir doktorun hata yapıp hastasını kaybetmesini, haklı olarak cinayetle eşdeğer tutarız. Çünkü tıp, doğrudan insan hayatına dokunur ve telafisi yoktur. Peki, malzemeden çalan, zemin etüdünü maliyet kalemi olarak görüp es geçen liyakatsiz bir müteahhidin yaptığı binanın çökmesi sonucu yüzlerce ailenin enkaz altında can vermesi farklı bir durum mudur?

Bir tıp merkezini yöneten başhekimin yıllar süren ağır bir eğitimden geçmesi kanunla şart koşulurken; 15 katlı, içinde onlarca ailenin uyuduğu bir apartmanı inşa eden firmanın sahibinin ilkokul mezunu bir kuyumcu, galerici veya tekstilci olmasına yasal olarak hiçbir engel yoktur. Devlet, bir eczacının raftan yanlış hap vermesini önlemek için devasa bir denetim mekanizması kurarken; tonlarca demirin ve betonun yanlış bağlanmasını önleme işini diplomaya ve mesleki etiğe değil, sadece paraya (sermayeye) havale etmiştir. Bunun bedelini 6 Şubat depremlerinde, liyakatsiz sermayenin inşa ettiği kağıttan kulelerin altında yitirdiğimiz on binlerce canımızla en acı şekilde ödedik.


3D Çizmeyi Öğrenen Herkes “İç Mimar” Oldu!

Mesele sadece müteahhitlikle de sınırlı değil; mesleğimizin kalbi olan Mimarlık ve İç Mimarlık da bu kuralsızlıktan payını en ağır şekilde alıyor. Mimarlık ve iç mimarlık, sadece dört duvar arasına beton dökmek veya koltuk seçmek değil; insan psikolojisini, estetiği, tarihi, sosyolojiyi ve mühendisliği aynı potada eriten bir sanattır. Ancak bugün sokağa çıktığınızda, meslek yasasındaki devasa boşluklar yüzünden üniversitelerin ilgili fakültelerinden mezun olmamış binlerce kişinin “İç Mimar” veya “Dekoratör” unvanıyla ofisler açtığını görürsünüz.

İki aylık bir bilgisayar kursuna gidip 3D render almayı öğrenen herkes, sosyal medya profiline “İç Mimar” yazabilmektedir. Gerçek bir mimar, Mimarlar Odası’nın katı mesleki etik kurallarına ve yasal sorumluluklarına tabiyken; bu “sözde” tasarımcılar hiçbir sorumluluk almadan yaşam alanlarımızı ruhsuz yığınlara çevirmektedir. Sermayenin ve cehaletin, mimari vizyonu esir aldığı bu sistemde, şehirlerimizin neden beton yığınına döndüğünü sorgulamak yersizdir.


Kiralık Diploma Karaborsası ve Şantiye Gerçekleri

Bu akılalmaz liyakatsizliğe karşı bürokrasinin savunma mekanizması genellikle şudur: “Müteahhit inşaatı yapar ama projeyi mimar çizer, hesabı mühendis yapar.” Kağıt üzerinde ve yönetmeliklerde kusursuz gibi görünen bu sistem, şantiye tozu yutulmaya başlandığında “Kiralık Diploma” gerçeğiyle feci şekilde çökmektedir.

Piyasada iş bulamayan, ekonomik krizle boğuşan gencecik yeni mezun mimar ve mühendisler, hayatta kalabilmek için diplomalarını komik rakamlara bu liyakatsiz patronlara “kiralamak” zorunda bırakılıyor. Şantiyede sermayeyi koyan, betonu satın alan patronun “demir maliyetini düşür, en ucuz malzemeyi kullan” baskısına karşı bu genç meslektaşlarımızın ne kadar söz hakkı olabilir? Liyakatsiz bir patronun yönettiği bu çarkta, diplomalı mühendisler ve mimarlar sadece atılan resmi imzaların yasal kılıfı, tabiri caizse olası bir çökmede hapse girecek “günah keçileri” haline dönüşmektedir.


Sıkça Sorulan Sorular (Mimar İdris YAĞMAHAN Yanıtlıyor)

Soru 1: Gelişmiş ülkelerde herkes mimarlık ofisi veya inşaat firması kurabiliyor mu?
Cevap: Kesinlikle hayır. Gelişmiş batı ülkelerinde ve Japonya gibi deprem kuşağında yer alan sistemlerde; bir inşaat firması kurmak ve bizzat müteahhitlik yapabilmek için “Master Builder” veya “Chartered Engineer” (Kayıtlı/Yetkin Mühendis) seviyesinde ileri düzey ehliyetlere, meslek odası onaylarına ve yıllar süren fiili şantiye tecrübesine sahip olmanız zorunludur. Para, bilginin önüne geçemez.

Soru 2: Çözüm nedir? Devlet yarın sabah ne yapmalıdır?
Cevap: Çözüm bellidir; acilen “Yetkin Mimarlık ve Mühendislik Yasası” çıkarılmalıdır. İnşaat veya Mimarlık firması kurmak için sadece vergi levhası ve sermaye değil; ağır mesleki yeterlilik sınavları, üniversite diploması zorunluluğu veya şirketin en az %51 kurucu hissesinin mimar ve mühendislerde olması şartı derhal kanunlaşmalıdır.

Soru 3: Şantiye şefliği kurumu neden işlemiyor?
Cevap: Kanunen zorunlu olsa da, sahada “İmzacı Şef” dediğimiz, sadece kağıt üzerinde görünen ama şantiyeye adım atmayan acı bir sistem var. Patronaj baskısı altında ezilen bu sistemin düzelmesi için, şantiye şeflerinin maaşlarının doğrudan devlet veya bağımsız bir fon tarafından ödenmesi, müteahhit ile şef arasındaki maddi bağın koparılması şarttır.

Sonuç: Mimarlık ve Müteahhitlik “Para” ile Satın Alınamaz

Deprem kuşağında yer alan ve şehirleri adeta birer saatli bombaya dönüşmüş olan ülkemizde, “inşaat ve mimarlık” sektörünün kapıları sadece ehil ellere açılmalıdır. Müteahhitlik sadece bir “al-sat, yap-sat” ticareti değil; yaşamsal bir ulusal güvenlik meselesidir. İnsan hayatının ve şehirlerimizin silüetinin liyakatsiz sermayeye kurban edilmediği yarınlar dileğiyle… Mimar İdris YAĞMAHAN’ın sektörel analizleri, gayrimenkul dünyasındaki gerçekler ve mimari vizyon yazıları için SerMimar.Net sektör rehberini takip etmeyi unutmayın!

SerMimar

Osmanlılarda mimarbaşı, SerMimaran-ı hassa. osmanlı hanedanının ve büyük devlet adamlarının yaptıracakları binaların projelerini yapmak ve bunların uygulanması için gerekli mimarları, teknik elemanları atamak, büyük kentlerdeki mimarları atamak, hassa mimarlarını yetiştirmek, kent ve kasabalardaki bütün mimar ve ustaların kayıtlarını tutmak SerMimar'ın görevleri arasındaydı.

Tüm Yazıları