Ebrar Sitesi Davasında Gerekçeli Karar Açıklandı: İşte Ceza Alanlar, Beraat Edenler ve Tüm Detaylar!

Hızlı Özet
6 Şubat depremlerinin simgesi Ebrar Sitesi G Blok davasında 53 sayfalık gerekçeli karar açıklandı. Tevfik Tepebaşı'nın 17 yıllık cezası, imar müdürlerinin iyi hal indirimi ve tüm beraatlerin yasal gerekçeleri
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin en acı sembollerinden biri olan ve felaketin ilk saniyelerinde 18 bloğunun birden yıkılması sonucu tam 1480 vatandaşımıza mezar olan Ebrar Sitesi ile ilgili yürütülen hukuki süreçte tarihi bir karar yayımlandı. Özel olarak 124 kişinin yaşamını yitirdiği G Blok davasına bakan Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklara verilen cezaların, indirimlerin ve beraatlerin hukuki dayanaklarını tek tek açıklayan 53 sayfalık “Gerekçeli Kararını” kamuoyuna duyurdu.
Davada “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan yargılanan müteahhitler, kooperatif üyeleri ve kamu görevlileri hakkında verilen bu karar, Türkiye’deki tüm yapı denetim ve imar süreçleri için emsal teşkil edecek nitelikte detaylar barındırıyor.
Müteahhit Tevfik Tepebaşı’na Acımadılar: “Savunmaları Kurgusal!”
Davanın en kilit ismi olan ve G Blok’un inşasından sorumlu tutulan müteahhit Tevfik Tepebaşı’na mahkeme heyeti tarafından 17 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Kararın en çarpıcı yanı, yapı ruhsatında ismi resmi ‘fiili müteahhit’ olarak geçmemesine rağmen, toplanan deliller ışığında üretim sürecinin asıl sorumlusunun Tepebaşı olduğunun kesinleşmesiydi.
Gerekçeli kararda Tepebaşı’na hiçbir ‘iyi hal’ veya ‘pişmanlık’ (TCK 62. Madde) indirimi uygulanmamasının sebepleri son derece ağır ifadelerle açıklandı. Mahkeme kararında aynen şu ifadelere yer verildi:
“Sanık Tepebaşı’nın binada fiili ve aktif bir rolünün olmadığına yönelik savunmalarının hayatın olağan akışına, genel hayat tecrübelerine ve mantık kurallarına aykırı olduğu; samimi görülmediği, ‘kurgusal’ addedildiği ve muhteviyatı itibariyle de sarahaten ‘tevilli ikrar’ vasfında olduğu gerekçesiyle bu savunmalara hukuken ve vicdanen itibar edilmemiştir. (…) Yargılama sürecinde atılı suçu işlemekten ötürü samimi ve ciddi bir pişmanlığının müşahede ve tespit edilmemesi, cezanın caydırıcı olması gereken etkisi karşısında sanık hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesinin (takdiri indirim) uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.”
124 Kişiye Mezar Olan Binaya İmza Atanlara “İyi Hal İndirimi”
Davanın kamuoyunda ve inşaat camiasında en çok tartışılan, adeta infial yaratan kısmı ise kamu görevlilerine (imzacı müdürlere) verilen cezalar oldu. Bilirkişi raporları doğrultusunda, çürük binanın inşaat ve ruhsat süreçlerindeki onay/kontrol aşamalarında ciddi eksiklikleri tespit edilen dönemin Kahramanmaraş Belediyesi İmar İşleri Müdürü Fahri Yiğitoğlu ile İmar İşleri Müdür Yardımcısı Hacı Mehmet Güner, ölümlerden dolayı “tali kusurlu” (ikinci dereceden kusurlu) bulundular.
Mahkeme heyeti, bu iki üst düzey kamu görevlisine başlangıçta 8’er yıl hapis cezası verdi. Ancak gerekçeli kararda; sanıkların geçmişte sabıkalarının bulunmaması ve yargılama sürecindeki saygılı/olumlu hal ve hareketleri (iyi hal) göz önünde bulundurularak, cezaları 6 yıl 8’er aya düşürüldü. Birçok hukukçu ve acılı aile, binanın temelinden çatısına kadar yasal görünüm kazanmasını sağlayan bu resmi imza sahiplerine indirim uygulanmasını vicdani bulmadıklarını ifade ettiler.
Beraat Kararlarının Hukuki Dayanakları: “Cezanın Şahsiliği İlkesi”
53 sayfalık kararda beraat edenlerin neden ceza almadığı da hukuki normlarla detaylandırıldı. Ebrar Sitesi Kooperatifi yönetim kurulu üyeleri olan Çetin Kurt, Tamer Kurtalan, Metin Kazancı, Ercüment Işık, Ahmet Paçacı ve Ahmet Tevfik Bertizlioğlu’nun beraat gerekçesinde, hukukun en temel kuralı olan “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesine atıf yapıldı. Kararda, bu kişilerin sadece kağıt üzerinde “kooperatif üyesi/yöneticisi” sıfatı taşımalarının suçun oluşması için yeterli olmadığı; binanın fiilen çökmesine neden olacak (eksik demir, düşük dozlu beton vs.) somut ve doğrudan bir kusurlarının tespit edilemediği açıkça vurgulandı.
Diğer yandan; davada yargılanan diğer kamu görevlisi sanıklar Zeynel Abidin Şerefoğlu, Hülya Çelik, Fatih Diş ve Osman Yaşar Dağıstanlı hakkında ise yapım sürecinde yıkıma doğrudan neden olacak icrai (yapma) veya ihmali (yapmama) bir davranışlarının bulunmadığı, haklarında kast veya taksir tespit edilemediği belirtilerek beraat hükmü kuruldu. Firari durumdaki sanıklar Ahmet Doğan ve Mustafa Timurbanga hakkındaki yakalama kararlarının henüz infaz edilememesi sebebiyle, bu isimlerin dosyaları ana davadan tamamen ayrıldı (tefrik edildi).
Ebrar Sitesi G Blok Davası Karar Tablosu
Mahkemenin verdiği kararların tüm özetini aşağıdaki tabloda inceleyebilirsiniz:
| Sanık Adı | Görevi / Sıfatı | Mahkeme Kararı |
|---|---|---|
| Tevfik Tepebaşı | Fiili Müteahhit | 17 Yıl 4 Ay Hapis (İndirim Yok) |
| Fahri Yiğitoğlu | İmar İşleri Müdürü | 6 Yıl 8 Ay Hapis (İyi Hal İndirimi) |
| Hacı Mehmet Güner | İmar İşleri Müdür Yrd. | 6 Yıl 8 Ay Hapis (İyi Hal İndirimi) |
| Çetin Kurt ve Diğer Kooperatif Üyeleri | Kooperatif Yönetim Kurulu | Beraat (Sorumluluğun Şahsiliği İlkesi) |
| Atilla Öz | Sanık | Beraat |
| Zeynel Abidin Şerefoğlu ve Diğer Kamu Görevlileri | Kamu Görevlisi | Beraat (Kusur ve İhmal Tespit Edilemedi) |
| Ahmet Doğan ve Mustafa Timurbanga | Firari Sanık | Dosyaları Tefrik Edildi (Ayrıldı) |
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru 1: Ebrar Sitesi G Blok müteahhidi Tevfik Tepebaşı ne kadar ceza aldı ve TCK 62 neden uygulanmadı?
Cevap: Tevfik Tepebaşı 17 yıl 4 ay hapis cezası almıştır. TCK 62. Madde (iyi hal/pişmanlık indirimi), sanığın mahkemedeki kurgusal savunmaları, suçu inkar etmesi ve olayın vahameti karşısında zerre kadar samimi bir pişmanlık göstermemesi nedeniyle heyetçe uygulanmamıştır.
Soru 2: İmar Müdürleri Fahri Yiğitoğlu ve Hacı Mehmet Güner’in cezaları neden 8 yıldan 6 yıla düştü?
Cevap: Mahkeme bu iki yetkiliyi “tali (ikinci derece) kusurlu” bulmuş; geçmişlerinde sabıkaları olmaması ve duruşmalardaki saygılı hal ve hareketlerini gerekçe göstererek yasal bir hak olan “iyi hal indirimi”ni uygulayarak cezaları 6 yıl 8 aya indirmiştir.
Soru 3: Kooperatif yönetim kurulu üyeleri (Çetin Kurt, Tamer Kurtalan, Metin Kazancı vb.) neden hiç ceza almadı?
Cevap: Ceza hukukundaki “Cezaların Şahsiliği İlkesi” gereği; sadece kooperatif yönetiminde isminin yazması kişiyi doğrudan “katil veya suçlu” yapmaz. Binanın yıkılmasına sebep olan (eksik malzeme, hatalı kolon vs.) konularda somut bir fiilleri veya emirleri saptanamadığı için beraat etmişlerdir.
Soru 4: Dosyanın “tefrik edilmesi” ne anlama gelmektedir?
Cevap: Firari durumdaki Ahmet Doğan ve Mustafa Timurbanga yakalanamadığı için mahkemenin tıkanmaması adına bu kişilerin dosyaları ayrılmış (tefrik edilmiş) ve başka bir dosya numarası üzerinden aranmalarına/yargılanmalarına devam edilmesi kararlaştırılmıştır.
Mimar İdris YAĞMAHAN’ın Editöryal Yorumu: “Betona ‘Uygundur’ Mührünü Basana Kravat İndirimi!”
Kıymetli meslektaşlarım, şantiyelerin tozunu yutan, beton mikseri geciktiğinde stresten midesine kramplar giren namuslu mühendisler ve evlatlarını o enkazlarda bırakan acılı aileler; bugün adalet sarayından çıkan bu 53 sayfalık Ebrar Sitesi gerekçeli kararını okuduğumda bir mimar olarak kelimenin tam anlamıyla kanım dondu! Tam 1480 vatandaşımıza, o gencecik canlara mezar olan o ölüm bloklarının fiili müteahhidine “Sen kurgusal savunma yapıyorsun, pişman bile değilsin” deyip indirim yapmamak ne kadar tarihi ve adalete uygun bir kararsa; o ölüm binalarının eksik projelerine, deniz kumu gibi dağılan betonuna, usulsüz evraklarına ‘Uygundur, yaşanabilir’ diye devletin resmi mührünü basan kamu görevlilerine (imar müdürlerine) ‘İyi hal (kravat) indirimi’ uygulamak o kadar büyük, o kadar affedilemez bir vicdan skandalıdır!
Bizler şantiyelerde kolonun içindeki tek bir demir filizi eksik bağlandı diye, kalıp bir santim saptı diye geceleri uykusuz kalırken; o çürük binaya yasal olarak ‘hayat veren’, o tabutlara “Burada güvenle oturabilirsiniz” diye İmar Müdürlüğü adına resmi imzayı atanların cezası, mahkemede sadece sessiz durdular diye 8 yıldan 6 yıla düşüyorsa; bu ülkede yapı denetim sistemini ve imar ahlakını kökünden, dinamitleyip yeniden inşa etmemiz gerekir!
Müteahhit elbette hırsızdır, malzemeden çalmıştır, işin mutfağındaki asıl suçludur! Peki soruyorum size sayın yetkililer: O hırsız müteahhidin diktiği çürük binaya devlet adına onay mührünü vuran, denetlemeyen yetkililerin ‘tali kusurlu’ (yani ikinci planda kusurlu) sayılıp bir de üstüne indirim alması hangi mühendislik etiğine, hangi ilahi adalete sığar? Müteahhit o koca 18 bloğu kendi başına gecekondu gibi kaçak dikmedi; elinde o belediyeden aldığı “resmi ruhsat, resmi iskan” vardı! İmzayı gözü kapalı atan adam, o çürük betonu döken adam kadar sorumludur. Deprem davalarından çıkan bu acı emsal kararların, Türkiye’deki yapı denetim ve imar müdürlüklerindeki imza yetkililerini bundan sonra nasıl korkutacağını ve imar hukuku gerçeklerini öğrenmek için SerMimar.Net‘i takip etmeye devam edin!
SerMimar
Osmanlılarda mimarbaşı, SerMimaran-ı hassa. osmanlı hanedanının ve büyük devlet adamlarının yaptıracakları binaların projelerini yapmak ve bunların uygulanması için gerekli mimarları, teknik elemanları atamak, büyük kentlerdeki mimarları atamak, hassa mimarlarını yetiştirmek, kent ve kasabalardaki bütün mimar ve ustaların kayıtlarını tutmak SerMimar'ın görevleri arasındaydı.
Tüm Yazıları