İstanbul’da 1 Milyon Konut Dönüştü mü, Yoksa 1 Milyon Yeni Tabut mu Üretildi?

Hızlı Özet
Bakan Murat Kurum, İstanbul'da 1 milyon konutun dönüştüğünü açıkladı. Mimar İdris YAĞMAHAN, Yarısı Bizden kredisini ve fore kazık beton rantını analiz ediyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, geçtiğimiz günlerde Beykoz Tokatköy Mahallesi’ndeki Emlak Konut GYO projesinden görüntüler paylaşarak, İstanbul’da 2012 yılından bu yana tam 1 milyon 7 bin bağımsız bölümün dönüşümünün tamamlandığını büyük bir müjde olarak duyurdu. Ülke genelindeki iki kentsel dönüşüm projesinden birinin İstanbul’da yapıldığını belirten Bakan Kurum, 291 bin konutun ise dönüşüm sürecinin devam ettiğini açıkladı.
Haber bültenlerine yansıyan vatandaş röportajlarında “Devlete güvendik, binamıza 75 tane fore kazık çakıldı, çok sağlam oldu” gibi dramatik şükür cümleleri yer alırken; madalyonun mühendislik, finansal ve sosyolojik arka yüzüne baktığımızda tablonun hiç de o kadar “müjdeli” olmadığını görüyoruz. İstanbul’u depreme hazırlamak adı altında yürütülen bu devasa rant çarkı, şehri kurtarmak bir yana, İstanbul’un kalbine milyonlarca tonluk yeni beton hançerleri saplamaya devam ediyor.
1 Milyon Rakamının Arkasındaki Devasa Beton Rantı
Kentsel dönüşüm kelimesi, Türkiye’de maalesef “şehir planlaması” veya “nüfus seyreltmesi” anlamına gelmiyor. Bizim sistemimizde dönüşüm; 5 katlı ve 10 daireli çürük bir betonarme binayı yıkıp, aynı müteahhide aynı metrekare arsa üzerine 10 katlı ve 20 daireli yepyeni bir beton kütlesi diktirmekten ibarettir. Müteahhit artan katları satarak kâr elde eder, vatandaş “evim yenilendi” diye sevinir. Ancak şehrin ve doğanın matematiği buna isyan eder.
- Artan Sismik Yük: İstanbul’da dönüştürülen 1 milyon konutun yerine, eski binalardan çok daha ağır ve çok daha yüksek yeni binalar inşa edilmiştir. Bir şehrin zeminine ne kadar çok tonaj yüklerseniz, o zeminin olası bir depremde sıvılaşma ve ivme (sallanma) katsayısını o kadar tehlikeli boyutlara taşırsınız.
- Seyreltilmeyen Nüfus: Gerçek bir afet hazırlığında riskli bölgelerdeki nüfus tahliye edilip şehir dışına (yatay mimariye) kaydırılır. Oysa biz, Avcılar, Bağcılar, Esenler gibi fay hattına veya çürük zeminlere en yakın ilçelerdeki insanları aynı lokasyonda, üstelik yanlarına yeni komşular (müteahhidin sattığı yeni daireler) ekleyerek istiflemeye devam ediyoruz.
“Fore Kazık” Yanılgısı: Binayı Neden Yere Mıhlamak Zorunda Kalıyorlar?
Tokatköy’deki projede evini teslim alan bir vatandaşın “Kayalara kadar 75 adet fore kazık çakıldı, hakikaten çok sağlam olduğuna inanıyorum“ sözleri, aslında betonarme lobisinin yarattığı en trajikomik algı operasyonudur.
Kıymetli vatandaşlar; bir binanın temeline yerin 20-30 metre altına kadar inen devasa demirli beton kolonlar (fore kazık) çakmak zorunda kalmaları, o mühendisliğin çok ileri olduğunu değil, o binanın zemin için korkunç derecede ağır ve tehlikeli olduğunu kanıtlar. Betonarme bina o kadar hantal, o kadar esnemez ve yerçekimine karşı o kadar dengesiz bir kütledir ki; ufacık bir zemin kaymasında devrilmemesi için onu yeraltındaki kayalara adeta devasa çivilerle “mıhlamak” zorunda kalırlar. Oysa modern mimaride amaç binayı ağırlaştırıp yere çivilemek değil, binayı tüy gibi hafifleterek depremin yıkıcı kuvvetinden kaçırmaktır.
“Yarısı Bizden” Kampanyası: 20 Yıllık Yeni Bir Borç Prangası
Bakanlığın açıkladığı ve 384 bin 553 birimin dahil edildiği “Yarısı Bizden” kampanyası, finansal açıdan vatandaş için yeni bir kölelik sistemidir. Sisteme göre devler, riskli yapısını müteahhide yeniletmek isteyen vatandaşa 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi (toplam 1.8 milyon TL civarı) destek veriyor.
- Para Kime Gidiyor? O verilen milyonlarca liralık destek vatandaşın cebine girmiyor; doğrudan demir, çimento ve hafriyat maliyetleri gerekçesiyle müteahhitlik (beton) şirketlerinin kasasına aktarılıyor.
- Bitmeyen Taksitler: Hibe kısmı düşüldükten sonra kalan 875 bin TL’lik borç, enflasyon ve faiz sarmalı içinde yıllara yayılan taksitlere bölünüyor. Zaten emekli maaşıyla veya asgari ücretle geçinmeye çalışan, zar zor bir başını sokacak ev sahibi olmuş vatandaş, ömrünün son demlerinde kendini yeniden 10-15 yıllık bir kredi borcunun (TOKİ, Emlak Konut veya banka) içinde buluyor.
- Küçülen Metrekareler: Yıllarca 120 metrekare evde oturan aileler, müteahhit payını kurtarmak için kendilerine dayatılan 75 metrekarelik “kutu gibi” yeni projelere mahkum ediliyor. Üstelik bu küçücük eve geçmek için bir de devlete borçlanıyorlar.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru 1: Yarısı Bizden kampanyası ile evimi yenilemek mantıklı mı?
Cevap: Eğer o bölgede yaşamaya mecbur değilseniz, kesinlikle mantıklı değildir. Eski evinizin kentsel dönüşüm arsa payını müteahhide satıp (veya anlaşıp nakde çevirip) o parayla borçsuz, harçsız kendi arsanıza müstakil bir ev yapmak finansal olarak çok daha akılcıdır.
Soru 2: Kentsel dönüşümde fore kazık çakılması binanın kesinlikle yıkılmayacağı anlamına mı gelir?
Cevap: Fore kazık, zemin sıvılaşmasına karşı binanın “batmasını veya devrilmesini” engeller. Ancak depremin sismik dalgaları binanın gövdesine vurduğunda, üst katlardaki kolonların (betonun) esnemeyip kırılmasını engellemez. Ağır bir bina her zaman risk taşır.
Soru 3: Kentsel dönüşüm riskinden ve borcundan kaçıp çelik eve geçmek daha mı maliyetlidir?
Cevap: Tam aksine! 875 bin TL kredi çekip müteahhide borçlanacağınız ve 75 metrekareye sıkışacağınız bütçeyle; İstanbul’un çeperlerinde temiz bir arsa alıp üzerine lüks, yalıtımlı ve deprem riskini sıfıra indiren bir hafif çelik villa (SerVilla) inşa ettirebilirsiniz.
Mimar İdris YAĞMAHAN’ın Editöryal Yorumu: “Dönüşüme Değil, Özgürlüğe İmza Atın!”
Kıymetli dostlar; “1 Milyon ev yenilendi” lafı, beton lobisinin devasa bir zafer çığlığıdır. Sizin eski binanız yıkıldı, müteahhit oraya 3 kat daha fazla beton döktü, demir tüccarı kazandı, çimento fabrikası kazandı, bankalar size kredi satarak kazandı… Peki siz ne kazandınız? Altına 75 tane kazık çakılmak zorunda kalınan, rüzgarda bile esnemekten aciz, yine o asansör sırası beklediğiniz, otoparkı için kavga ettiğiniz beton tabutlara geri döndünüz. Üstelik bir de 875 bin lira devlete borçlanarak!
Bu kölelik düzenine boyun eğmek zorunda değilsiniz. İstanbul’un veya herhangi bir büyükşehrin rant çarkında öğütülmeyin. Kentsel dönüşüm geldiğinde o riskli beton dairenizin arsa payını sistemden kurtarın. Çekin sermayenizi o kokuşmuş apartman düzeninden. Gidin, doğanın içinde nefes alan bir toprağa yatırım yapın. Biz SerVilla Hafif Çelik Yapı Sistemleri olarak o toprağın üzerine; altına fore kazık çakmaya gerek duymayacak kadar hafif, ama 9 büyüklüğündeki sarsıntılarda bile sizi koruyacak kadar çelik bir şaheser inşa edelim.
Siz yıllarca devletin veya müteahhidin kredi taksitlerini ödeyip “Acaba depremde burası dayanır mı?” diye uykusuz kalırken, SerVilla müşterileri aylar önce teslim aldıkları müstakil bahçelerinde sıfır borçla yıldızları izliyor olacaklar.
Kentsel dönüşümün borç tuzağına düşmemek, arsa yatırımının inceliklerini öğrenmek ve modern çelik mimariyle tanışmak için en doğru adres SerMimar.Net olmaya devam edecek. Rantın değil, aklın ve çeliğin tarafında olun!
SerMimar
Osmanlılarda mimarbaşı, SerMimaran-ı hassa. osmanlı hanedanının ve büyük devlet adamlarının yaptıracakları binaların projelerini yapmak ve bunların uygulanması için gerekli mimarları, teknik elemanları atamak, büyük kentlerdeki mimarları atamak, hassa mimarlarını yetiştirmek, kent ve kasabalardaki bütün mimar ve ustaların kayıtlarını tutmak SerMimar'ın görevleri arasındaydı.
Tüm Yazıları