SerMimar.Net
Son Dakika

Yargıtay’dan Emsal Karar: Maaşını Evin Giderlerine Harcamamak “Ağır Kusur” Sayıldı!

08 Temmuz 2026 SerMimar 16.766 Okunma 5 Dk Okuma
Yargıtay’dan Emsal Karar: Maaşını Evin Giderlerine Harcamamak “Ağır Kusur” Sayıldı!

Hızlı Özet

Yargıtay'dan emsal boşanma kararı: Maaşını evin giderleri için kullanmayan eş "ağır kusurlu" bulundu. Ekonomik şiddet, nafaka ve tazminat hakları rehberimizde.

SerMimar.Net Uzman Rehberi

Türk Medeni Kanunu’na göre aile kurumu, sadece duygusal bir birliktelik değil, aynı zamanda tarafların maddi yükümlülükleri birlikte sırtladığı müşterek bir “ekonomik ortaklık” ve dayanışma alanıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, milyonlarca evli çifti yakından ilgilendiren, evlilikteki maddi sorumlulukların sınırlarını kesin çizgilerle çizen çok çarpıcı bir emsal karara imza attı. Yüksek Mahkeme, kazandığı maaşı ailenin ortak giderleri (kira, fatura, mutfak) için harcamayan ve ekonomik sorumluluktan kaçan eşin, boşanma davasında “ağır kusurlu” sayılacağına hükmetti.

Söz konusu dava, şiddetli geçimsizlik yaşayan bir çiftin karşılıklı açtığı boşanma davasıyla yargıya taşındı. Yerel Aile Mahkemesi, tarafları “eşit kusurlu” kabul ederek boşanmalarına karar vermiş ve mağdur kadının maddi ile manevi tazminat taleplerini reddetmişti. Kararın İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından da onanması üzerine dosya temyize giderek Yargıtay’a taşındı ve hukuk sistemimizde ezberleri bozan o tarihi karar çıktı.

Ekonomik Şiddetin Hukuki Tanımı Genişledi

Dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin “eşit kusur” kararını hukuka aykırı bularak bozdu. Yargıtay kararında; erkeğin düzenli bir işte çalışmamayı alışkanlık haline getirmesi, iş dışında eve sürekli geç gelmesi ve en önemlisi aldığı maaşı aile bütçesine ayırmaması net bir şekilde “ekonomik şiddet” ve ağır kusur olarak tanımlandı. Hukukçulara göre bu karar, “şiddet” kavramının sadece fiziksel olmadığını, aileyi parasız bırakmanın da yargı önünde şiddet kabul edildiğini kanıtlıyor.

Dava dosyasındaki çok çarpıcı bir detaya da özellikle vurgu yapıldı: Erkeğin sadece kendi maaşını eve harcamamakla kalmadığı, aynı zamanda çocuklarının cebindeki harçlıkları da habersizce aldığı tespit edildi. Bu yıkıcı durumun üzerine fiziksel şiddet ve hakaret de eklenince, Yüksek Mahkeme erkeğin evlilik birliğini temelden sarsan ve güven kurumunu yıkan “ağır kusurlu” taraf olduğuna hükmetti.


Tazminat ve Nafaka Hakkı: “Az Kusur” ile “Ağır Kusur” Çatışması

Dava dosyasında kadının kusuru olarak gösterilen eylem ise, kadının eşinin iş yerine giderek çalışma arkadaşlarının yanında onu küçük düşürmesiydi. Yerel mahkeme bu eylemi, erkeğin şiddeti ve maddi sorumsuzluğu ile eş değer tutarak “eşit kusur” saymış ve kadının yoksulluk nafakası ile tazminat almasının önünü kesmişti. Ancak Yargıtay, ev bütçesini yok sayan ve şiddet uygulayan erkeğin eylemlerinin yanında, kadının bu ani öfke patlamasının çok daha hafif nitelikte (az kusur) olduğuna kanaat getirdi.

Bu emsal kararla birlikte; evliliğin müşterek maddi yükümlülüklerinden kaçan ve “ekonomik şiddet” uygulayan eşin ağır kusurlu olduğu tescillendi. Yargıtay, az kusurlu olan kadın lehine uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını kesin olarak kaldırdı. Bu karar, bundan sonraki benzer davalarda nafaka ve mal paylaşımı hesaplamalarında direkt emsal alınacaktır.


Kapsamlı Sıkça Sorulan Sorular (Aile Hukuku SSS)

Soru 1: Eşin maaşını evin faturalarına, kirasına veya mutfağına harcamaması boşanma sebebi midir?
Cevap: Evet, kesinlikle boşanma sebebidir. Yargıtay içtihatlarına göre, evlilik birliği müşterek giderlere ortak katılımı gerektirir. Eşlerden birinin parasını sadece kendi şahsi zevkleri için kullanıp evi maddi krizde (ekonomik şiddet) bırakması hukuken “ağır kusur” sayılmaktadır.

Soru 2: Mahkemenin “Ağır Kusur” ve “Eşit Kusur” demesi nafaka ve tazminatı nasıl etkiler?
Cevap: Eşit kusur durumunda taraflar birbirlerinden maddi/manevi tazminat talep edemezler. Ancak taraflardan biri “Ağır Kusurlu” (şiddet uygulayan, evi geçindirmeyen) bulunursa, mahkeme bu kişiyi mağdur (az kusurlu) tarafa yüklü miktarda tazminat ve yoksulluk nafakası ödemeye mahkum eder.

Soru 3: Kadının veya Erkeğin çalışıyor olması bu kararı değiştirir mi?
Cevap: Hayır değiştirmez. Türk Medeni Kanunu’na göre her iki eş de “güçleri oranında” evliliğin giderlerine katılmak zorundadır. Maaşı olan bir kadının da kendi gelirini saklayıp tüm yükü erkeğe atması veya tam tersi durumlar, kanun önünde cinsiyet fark etmeksizin “ekonomik şiddet” olarak değerlendirilebilir.


Mimar İdris YAĞMAHAN’ın Editöryal Yorumu

Mimarlıkta çok acımasız ve net bir kural vardır: Bir binanın temelindeki taşıyıcı kolonlar çatlamışsa, o binanın dış cephesini som altınla da kaplasanız o yapı eninde sonunda büyük bir gürültüyle çöker. Aile kurumu da tıpkı bir bina gibidir ve onun en güçlü taşıyıcı kolonlarından biri “ekonomik dayanışma”dır. Aynı çatı altında yaşayıp, evin kirasını, aidatını, faturasını ve çocukların okul masrafını yok sayarak maaşını sadece kendi şahsi keyfine harcamak, o evin temeline açıkça dinamit koymaktır. Yargıtay’ın bu emsal kararı, evliliğin sadece romantik bir imza değil, çok ciddi ve hukuki bir maddi ortaklık olduğunu sistemin yüzüne çarpmıştır. Bir evi “yuva” yapan şey, çatısının akmaması değil, o çatının altındaki dayanışma ve güven ruhudur. Tıpkı binaların düzenli bakıma ve maliyete ihtiyacı olduğu gibi, evliliklerin de maddi-manevi bir emeğe ihtiyacı vardır. Gayrimenkul, aile ekonomisi ve mülkiyet hukuku alanlarındaki en güncel emsal kararları kaçırmamak için SerMimar.Net sektör rehberini takip etmeyi unutmayın!

SerMimar

Osmanlılarda mimarbaşı, SerMimaran-ı hassa. osmanlı hanedanının ve büyük devlet adamlarının yaptıracakları binaların projelerini yapmak ve bunların uygulanması için gerekli mimarları, teknik elemanları atamak, büyük kentlerdeki mimarları atamak, hassa mimarlarını yetiştirmek, kent ve kasabalardaki bütün mimar ve ustaların kayıtlarını tutmak SerMimar'ın görevleri arasındaydı.

Tüm Yazıları