Prof. Dr. Gültekin Çetiner’den Çilingir İsyanı: “Diploma Peşinde Koşarken Mesleği Unuttuk mu?”

Hızlı Özet
Prof. Dr. Gültekin Çetiner'in 20 dakikada 8 bin TL kazanan 19 yaşındaki çilingir ustası üzerinden yaptığı çarpıcı eğitim ve zanaat eleştirisi.
Son günlerde sosyal medyada ve akademik çevrelerde en çok konuşulan konulardan biri, Prof. Dr. Gültekin Çetiner’in başından geçen çarpıcı bir “çilingir” anısı oldu. Türkiye’deki eğitim sisteminin ve istihdam piyasasının geldiği noktayı tek bir cümleyle özetleyen bu olay, “Üniversite diploması mı, yoksa pratik mesleki beceri mi?” tartışmasını yeniden alevlendirdi. Olayın merkezinde, yıllarını amfilerde geçiren üniversite mezunlarının ekonomik kaygıları ile 20 dakikada binlerce lira kazanan 19 yaşındaki bir zanaatkarın (ustanın) hikayesi yatıyor.
20 Dakikalık Beceri Karşısında 4 Yıllık Diploma
Prof. Dr. Gültekin Çetiner olayı şu sözlerle aktarıyor: “Dün arabanın anahtarını kaybettik. Çilingir çağırdık, 8 bin TL ücret ödedik. 18-19 yaşlarında genç bir usta geldi. Aracı tanıdı, yeni anahtarı çıkardı ve kumandayı programladı. 20-30 dakikada işini bitirip diğer servise geçti.“ Yaşadığı bu tecrübe üzerine derin bir özeleştiri yapan profesör, hepimizin yüzleşmesi gereken o soruyu soruyor: “O an düşündüm: Biz gençleri yıllarca diploma peşinde koştururken meslek ve beceriyi ikinci plana mı attık?”
Bugün 4 yıllık fakülte mezunu bir gencin, asgari ücretle (veya bir tık üzerinde) masa başı bir iş bulabilmek için aylarca iş aradığı, mülakat kapılarında beklediği bir ekonomik gerçeklikte yaşıyoruz. Buna karşın, mesleğinde uzmanlaşmış, sorunu anında çözen ve “altın bileziği” koluna takmış 19 yaşındaki bir teknisyenin/ustanın 20 dakikalık emeğinin piyasa karşılığı 8 bin TL olabiliyor.
Türkiye’nin En Büyük Krizi: Zanaatkarlık ve “Ara Eleman”
Prof. Çetiner’in bu tespiti, aslında Türkiye ekonomisinin ve sanayisinin yıllardır bas bas bağırdığı “ara eleman” (aranan eleman) krizinin sokağa yansımış halidir. Toplumsal statü kaygılarıyla, yeteneğine veya piyasa talebine bakılmaksızın her gencin mutlak surette üniversite okuması gerektiği algısı, mesleki eğitimi ve zanaatkarlığı (usta-çırak ilişkisini) bitirme noktasına getirdi. Bugün sanayide CNC operatörü, inşaatta vinç operatörü, oto sanayide elektronik ustası veya nitelikli bir tesisatçı bulmak, üniversite mezunu bir personel bulmaktan çok daha zor ve meşakkatli bir hal almıştır.
Geleceğin Ekonomisinde “Pratik Beceri” Öne Çıkıyor
Teknolojinin hızla değiştiği günümüz dünyasında, teorik bilgilerin (eğer sürekli güncellenmiyorsa) raf ömrü oldukça kısaldı. Piyasalar artık duvarda asılı duran diplomaların kağıt değerine değil; kişinin sahada ne yapabildiğine, hangi pratik sorunu çözebildiğine ve teknolojiye (araba kumandası programlamak gibi) ne kadar hakim olduğuna para ödüyor. Akademik unvanlı bir profesörün dahi 19 yaşındaki bir gencin emeği karşısında saygı duruşuna geçmesi, mesleki becerinin yeni dünyadaki yenilmez gücünü kanıtlıyor.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru 1: Ara eleman (usta) açığı neden bu kadar arttı?
Cevap: Eğitim sistemindeki çarpıklıklar ve toplumsal baskı nedeniyle mesleki eğitimin (çıraklık, meslek liseleri) hor görülmesi, tüm gençlerin sadece “masa başı beyaz yakalı” olma hayaliyle üniversitelere yönlendirilmesi en büyük etkendir.
Soru 2: Bugün hangi sektörlerde usta/teknisyen bulmak çok zorlaştı?
Cevap: İnşaat, oto sanayi (özellikle elektronik ve yazılım), talaşlı imalat (sanayi), tesisat, mobilya ve anahtarcılık (çilingir) gibi tamamen pratik el becerisi ve teknolojik yatkınlık gerektiren sektörler kriz yaşamaktadır.
Soru 3: Üniversite diploması artık işe yaramıyor mu?
Cevap: İşe yaramıyor demek yanlış olur; ancak tek başına bir diploma artık istihdam veya yüksek kazanç garantisi sunmuyor. Piyasada talep gören, pratiğe dökülebilen “gerçek bir beceri”, kuru bir diplomadan çok daha değerlidir.
Mimar İdris YAĞMAHAN’ın Editöryal Yorumu
Kıymetli meslektaşlarım; Prof. Dr. Çetiner’in yaşadığı bu çarpıcı çilingir hikayesi, bizlerin şantiyelerde yıllardır bizzat yaşadığı kanayan yaramızın, acı gerçeğimizin birebir özetidir! Bugün lüks bir konut projesinde çalışacak; beton dökümünden anlayan nitelikli bir kalıp ustası, gönyesini şaşırmayan bir seramikçi veya kule vinç operatörü bulmak, inanın bana ODTÜ veya İTÜ mezunu bir mühendis bulmaktan çok daha zor ve maliyetli hale geldi. Şantiyede asgari ücrete veya bir tık üstüne talim eden, yıllarca dirsek çürütmüş binlerce işsiz genç mimarımız ve mühendisimiz varken; günlük yevmiyesi 3-4 bin TL’den aşağı inmeyen, randevu almak için peşinden koştuğumuz ustalarımız var.
Toplumsal olarak ‘okumak ve başarılı olmak‘ eylemini sadece ‘kıravat takıp masa başı beyaz yakalı olmak‘ şeklinde o kadar yanlış kodladık ki; sanayiyi, şantiyeyi, tulum giymeyi ve en önemlisi “zanaatı” hor gördük. Sonuç mu? 19 yaşındaki meslek lisesi çıkışlı bir gencin ellerini kirleterek 20 dakikada kazandığı 8.000 TL’yi, 4 yıllık fakülte mezunu bir gencin ofiste bir ayda zor kazanmasıdır. Gençlerimize ‘ne olursan ol, neresi olursa olsun yeter ki bir üniversite oku‘ diyerek yıllarını çalmak yerine; kollarında taşıyacakları ‘altın bilezik’ niteliğinde geçerli bir zanaat, bir meslek öğretmek zorundayız. Eğitimi küçümsemiyorum ama beceriyi yüceltiyorum. Gayrimenkul ve inşaat sektöründeki emek-değer dengelerini, piyasa gerçeklerini okumak için SerMimar.Net sektör rehberini takip etmeyi unutmayın!
(Bilgilendirme: Bu makale, Prof. Dr. Gültekin Çetiner’in kamuoyuna açık ifadelerinden alıntılanarak sosyolojik ve sektörel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir kişi, kurum veya meslek grubunu hedef alma amacı taşımamaktadır. Yatırım tavsiyesi değildir.)
SerMimar
Osmanlılarda mimarbaşı, SerMimaran-ı hassa. osmanlı hanedanının ve büyük devlet adamlarının yaptıracakları binaların projelerini yapmak ve bunların uygulanması için gerekli mimarları, teknik elemanları atamak, büyük kentlerdeki mimarları atamak, hassa mimarlarını yetiştirmek, kent ve kasabalardaki bütün mimar ve ustaların kayıtlarını tutmak SerMimar'ın görevleri arasındaydı.
Tüm Yazıları