Üniversite Tercihi Yapacak Gençlere Uyarı: Simülasyondan Çıkış Bileti Değil, Meslek Seçiyorsunuz

Hızlı Özet
YKS sonrası üniversite tercihi yapacak gençlerin iş hayatından yüksek beklentileri, sosyal medyanın zahmetsiz başarı illüzyonu ve diploma vs. yetkinlik üzerine altın değerinde kariyer tavsiyeleri.
Üniversite yerleştirme maratonunun (YKS) tamamlanmasıyla birlikte, yüz binlerce genç ve onları binbir fedakarlıkla büyüten aileleri için hayatlarının en kritik dönemeci olan “tercih süreci” başladı. Ancak son yıllarda tercih masasına oturan gençlerin iş hayatından beklentileri ile sektörlerin acımasız gerçekleri arasında devasa, kapatılması zor bir uçurum oluşmuş durumda. Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada viral olan ve okuyanları hayrete düşüren şu anekdot, bu trajikomik durumu kusursuz bir şekilde özetliyor:
“Abi ben sabah 10’dan önce uyanmak istemiyorum. Haftada en fazla 2 gün, o da uzaktan çalışayım. Yılda 3 kez yurt dışı tatilim olsun, altımda son model bir araç bulunsun ama stres veya sorumluluk sıfır olsun. Şimdilik gözüm yükseklerde değil, mütevazı başlamak istiyorum. Hangi bölümü yazsam bunu garantilerim?”
Bu akıl almaz ve “mütevazı!” soruya verilen cevap ise tokat gibi bir gerçeği yüzümüze çarpıyor: “Kardeşim sen bölüm değil, simülasyondan çıkış bileti arıyorsun!”
Sosyal Medyanın “Zahmetsiz Başarı” İllüzyonu
Yeni neslin (Z kuşağının) hayat standartları beklentisinin bu kadar yüksek ve maalesef gerçek dışı olmasının temel sebebi, sosyal medyanın (Instagram, TikTok) her gün pompaladığı “zahmetsiz başarı” algısıdır. Gençler her gün ekranlarında; günde sadece 2 saat bilgisayar başında çalışarak milyonlar kazandığını iddia eden kripto veya e-ticaret (dropshipping) gurularını, ellerinde kahvelerle sürekli lüks tatillerde gezen fenomenleri izliyorlar. Bu sahte, kurgulanmış ve filtrelenmiş hayatlar, gençlerin bilinçaltına adeta zehirli bir tohum gibi “Çok çalışmak, sabah erken kalkmak, patron kahrı veya stres çekmek enayiliktir” fikrini aşılıyor. Oysa o 15 saniyelik şatafatlı videoların arka planında (eğer hikaye gerçekse) yıllarca süren uykusuz geceler, defalarca yaşanmış iflaslar, ağır bir emek süreci ve çok ciddi kriz yönetimleri yatmaktadır.
“Uzaktan Çalışma” ve “Sıfır Stres” Efsanesi
Anekdotta geçen “haftada 2 gün uzaktan çalışayım, sıfır stresim olsun” beklentisi, modern iş dünyasının en yanlış anlaşılan kavramlarından biridir. Pandemi ile hayatımıza giren uzaktan çalışma (remote work) modeli, sanıldığının aksine bir “yarı tatil” veya “kafeye gidip keyif çatma” modeli değildir. Evden çalışmak; ofisteki mesainizden çok daha yüksek bir öz disiplin, zaman yönetimi becerisi ve sonuç odaklılık gerektirir. Üstelik sıfır stresle ve minimum eforla yapılan hiçbir iş, size o hayalini kurduğunuz son model aracı veya yılda 3 kez çıkılacak yurt dışı tatilini finanse etmez. Ekonomi ve serbest piyasa acımasızdır; size ödediği her kuruşun karşılığını, yarattığınız katma değerden ve üstlendiğiniz stresten fazlasıyla geri alır.
Diploma mı, Yetkinlik (Skill) ve Direnç mi?
Üniversite tercihi yapacak gençlerin düştüğü bir diğer büyük tuzak, seçtikleri “diplomanın” onlara sihirli bir kapı açacağını zannetmeleridir. Modern iş dünyasında üniversite diploması sadece mülakat odasından içeri girmenizi sağlayan bir anahtardır; o odada kalmanızı, terfi etmenizi ve yüksek gelir elde etmenizi sağlayan şey ise yetkinlikleriniz (skills) ve psikolojik direncinizdir. Duygusal zeka (EQ), kriz anında soğukkanlı kalabilme, takım çalışmasına uyum ve sorun çözme yeteneği, bugün en havalı diplomalardan bile daha değerlidir. Hangi bölümü yazarsanız yazın, eğer zorluklar karşısında pes etmemeyi öğrenemediyseniz, o diploma duvarda asılı bir kağıt olmaktan öteye geçmeyecektir.
Emek Süreci ve Gerçek İş Dünyası (Sektör Gerçekleri)
Gerçek şu ki; yeryüzünde sıfır stres, minimum mesai ve maksimum geliri aynı anda sunan yasal bir meslek icat edilmemiştir. Mühendislik, mimarlık, tıp, finans ve üretim gibi katma değerli sektörlerde kural değişmez: “Yüksek kazanç ve statü, her zaman yüksek sorumlulukla gelir.” Şirketler bünyelerindeki yöneticilere veya kilit personellere o son model araçları, lüks ofisleri veya dolgun maaşları, sabah 10’da uyanıp kahvelerini yudumlasınlar diye vermezler. O imkanlar; gece yarısı patlak veren milyon dolarlık krizleri çözebilsinler, şirketin geleceğini kurtarabilsinler ve o devasa stresi sırtlanabilsinler diye tahsis edilir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Soru 1: Yeni neslin (Z kuşağı) iş hayatından beklentileri neden bu kadar gerçek dışı?
Cevap: Sosyal medyadaki “kısa yoldan ve yorulmadan zengin olma” hikayelerinin yarattığı illüzyon, gençlerin emek sürecine, usta-çırak ilişkisine ve alın terine olan inancını zedelemektedir.
Soru 2: Üniversite tercihi yaparken gençler en çok hangi hataya düşüyor?
Cevap: Kendilerini hangi alanda geliştirebileceklerine ve hangi işin zorluğuna katlanabileceklerine odaklanmak yerine, kendilerine “simülasyondan çıkış bileti” sunacak, yorulmadan zengin edecek sihirli bir bölüm aramaları en büyük hatadır.
Soru 3: Uzaktan çalışma (remote) gerçekten daha mı kolay ve stressizdir?
Cevap: Tam aksine, uzaktan çalışma ofis ortamından çok daha yüksek bir iç disiplin ve zaman yönetimi gerektirir. Patron veya yönetici gözetimi olmadan iş bitirebilmek, profesyonelliğin zirvesidir.
Soru 4: Gerçek iş dünyasında “sıfır stres ve yüksek gelir” mümkün mü?
Cevap: Kesinlikle hayır. Serbest piyasada yüksek gelir ve yüksek statü; her zaman yüksek sorumluluk, kriz yönetimi becerisi ve uykusuz gecelerle birlikte gelir.
Mimar İdris YAĞMAHAN’ın Editöryal Yorumu
Kıymetli öğrenci kardeşlerim ve onları büyük fedakarlıklarla, dişinden tırnağından artırarak yetiştiren saygıdeğer aileleri; yıllarca şantiye tozu yutmuş, çimento kokusuyla yoğrulmuş, uykusuzluktan gözleri kanlanmış bir mimar olarak size acı da olsa salt gerçeği söylemek boynumun borcudur. Sabah 10’da esneyerek uyanıp, haftada 2 gün kafeden laptop açarak, sıfır stresle ve yılda 3 yurt dışı tatiliyle “mütevazı!” bir hayat yaşayarak kazanabileceğiniz hiçbir meslek maalesef ki bu gezegende mevcut değil.
Hele ki o çok heves ettiğiniz, tercih listelerinin en üstlerine yazdığınız Mimarlık veya Mühendislik bölümlerini seçecekseniz; maket yaparken parmaklarınızı keseceğiniz uykusuz jüri gecelerine, sabah saat 07:00’de buz gibi çamurlu şantiyelerde ustalarla ve kalfalarla yapacağınız kriz yönetimi kavgalarına şimdiden ruhunuzu hazırlayın. Milyonluk bütçelerin, dökülen tonlarca betonun ve o binada yaşayacak insanların can güvenliğinin omuzlarınıza yükleyeceği o devasa stresi taşımaya hazır değilseniz, lütfen bu meslekleri yazmayın. Sosyal medyadaki o kiralık lüks arabalarla poz verip “zahmetsiz başarı” satan şarlatanlara aldanıp da, gençliğinizi ve pırıl pırıl geleceğinizi yakmayın.
Bedelini ödemediğiniz hiçbir başarının, alnınızdan ter dökmediğiniz hiçbir kazancın sahibi olamazsınız. Merdivenleri elleriniz cebinizde çıkamazsınız. Üniversite diplomaları size hazır bir krallık vermez; sadece o krallığı tuğla tuğla inşa edebilmeniz için kullanacağınız küreği ve malayı verir. Eğer yorulmaktan, terlemekten ve stres çekmekten korkuyorsanız, ömür boyu o hayalini kurduğunuz hayatı yaşayanların inşaatlarında amelelik (mecazen) yapmaya mahkum olursunuz. Gerçek dünyanın acımasız kurallarını, şantiye gerçeklerini ve doğru kariyer hedeflerini ustasından öğrenmek için SerMimar.Net sektör rehberini takip etmeyi unutmayın!
SerMimar
Osmanlılarda mimarbaşı, SerMimaran-ı hassa. osmanlı hanedanının ve büyük devlet adamlarının yaptıracakları binaların projelerini yapmak ve bunların uygulanması için gerekli mimarları, teknik elemanları atamak, büyük kentlerdeki mimarları atamak, hassa mimarlarını yetiştirmek, kent ve kasabalardaki bütün mimar ve ustaların kayıtlarını tutmak SerMimar'ın görevleri arasındaydı.
Tüm Yazıları