TCMB 9 Ay Sonra Faiz İndirdi: Prof. Dr. Selva Demiralp’ten Yüzde 36 Politika Faizi ve Fon Krizi Analizi
Hızlı Özet
TCMB politika faizini 9 ay sonra 100 baz puan indirerek %36'ya çekti. Prof. Dr. Selva Demiralp, fon krizi, reel faiz ve enflasyon beklentilerini değerlendirdi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), piyasaların yakından takip ettiği toplantısında politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 36 seviyesine çekti. Son olarak Ocak 2026 toplantısında faizi yüzde 38’den yüzde 37’ye indiren ve Eylül ayında İran savaşının petrol fiyatları üzerinden yarattığı enflasyonist baskı nedeniyle faizi sabit tutan Merkez Bankası, böylece 9 ay aradan sonra ilk kez faiz indirimine gitmiş oldu.
Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, BBC Türkçe için kaleme aldığı kapsamlı analizde TCMB’nin bu hamlesini “fon krizinin gölgesinde atılmış temkinli bir adım” olarak nitelendirdi. Demiralp, görünürde bir faiz indirimi yapılmasına karşın reel faiz cephesinde parasal duruşun aslında bir miktar daha sıkılaştığına dikkat çekti.
Nominal Faiz İndi Ancak Reel Faiz Neden Yükseldi?
TCMB Başkanı Fatih Karahan, 13 Ağustos tarihli Enflasyon Raporu toplantısında enflasyon ve beklentiler iyileşirken politika faizini sabit tutmanın fiilen parasal sıkılaşma anlamına geleceğini ifade etmişti. Bu doğrultuda politika faizinin enflasyondaki düşüşle uyumlu hareket ettirilerek mevcut sıkılığın korunacağı mesajı verilmişti.
Eylül ayı verileriyle birlikte yıllık enflasyonun yaklaşık 2 puan gerileyerek yüzde 31,5’ten yüzde 29,7’ye düşmesi, teorik olarak daha geniş bir indirim alanı açmıştı. Ancak kararın arka planındaki matematiksel tabloyu Prof. Dr. Selva Demiralp şu verilerle özetliyor:
- Teorik İndirim Alanı: Eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 29,7’ye gerilemesi nedeniyle, reel faizi sabit tutmak adına politika faizinin yaklaşık 200 baz puan indirilerek yüzde 35 civarına çekilmesi mümkündü.
- Temkinli 100 Baz Puan Hamlesi: Merkez Bankası indirimi 100 baz puan ile sınırlayarak politika faizini yüzde 36 seviyesinde tuttu ve reel faiz yarım puandan fazla yükseldi.
- Fon Krizinin Somut Maliyeti: Kamu kaynakları fonzedelere ödeme yapmak için kullanılmasa dahi, fon krizinin yarattığı belirsizlik daha yüksek borçlanma maliyeti ve daha yavaş büyüyen bir ekonomi olarak reel sektöre fatura edildi.
Fon Krizi, Tüketici Güveni ve Hanehalkının “Güvenli Liman” Arayışı
Finansal sistemin temel görevi olan tasarrufların yatırıma dönüştürülmesi süreci, son dönemde yaşanan fon krizi ve fon tasfiyeleri nedeniyle ciddi bir sarsıntı geçirdi. Sermaye piyasalarında derinleşme çabalarına darbe vuran bu çalkantı, doğrudan hanehalkı beklentilerine ve Tüketici Güven Endeksi verilerine de yansıdı.
Açıklanan son verilere ve Koç Üniversitesi Hanehalkı Enflasyon Beklenti Anketi sonuçlarına göre piyasadaki davranış değişimleri şu şekilde gerçekleşti:
- Tüketici Güveninde Sert Düşüş: Ekim ayında Tüketici Güven Endeksi yüzde 7,7 oranında keskin bir düşüş kaydederek 91,9’dan 84,8’e geriledi.
- Enflasyon Beklentisinde Nisan 2025’ten Bu Yana İlk Artış: Fon tasfiyelerinin hemen ardından 18-24 Eylül tarihlerinde yapılan ankette, 12 ay sonrasına ilişkin ortalama enflasyon beklentisi yüzde 44’ten yüzde 47’ye çıktı.
- Beklentilerde Geniş Tabanlı Bozulma: Hem Ağustos hem Eylül anketine katılanların yüzde 51’i enflasyon beklentisini yukarı yönlü revize ederken, ekonomi politikalarına güvenenlerde de güvenmeyenlerde de beklentiler 4’er puan yükseldi.
- Yatırım Fonlarından Çıkış: Önümüzdeki 12 ayda tasarruflarını yatırım fonlarında değerlendirmeyi düşünenlerin oranı yüzde 28’den yüzde 21’e inerek tüm yatırım araçları arasındaki en sert aylık kaybı yaşadı.
- Geleneksel Araçlara ve Dolarizasyona Yönelim: Yatırım fonlarından çıkan tasarruf sahiplerinde altın (yüzde 47’den yüzde 49’a), döviz (yüzde 24’ten yüzde 28’e), döviz mevduatı (yüzde 15’ten yüzde 19’a) ve vadeli TL mevduat (yüzde 36’dan yüzde 38’e) gibi güvenli limanlara kaçış hızlandı.
Enflasyon beklentilerinin yeniden yukarı döndüğü ve dolarizasyon eğiliminin canlandığı bu atmosferde TCMB, Türk Lirası’nın getiri avantajını hızla aşındırmamak adına faiz indirimini 100 baz puan ile sınırlandırdı.
Güven Şokuyla Gelen Ekonomik Yavaşlama Neden Tehlikeli?
Fon krizinin yarattığı belirsizliğin iç talebi soğutarak dezenflasyona katkı sağlayabileceği yönündeki görüşlere itiraz eden Prof. Dr. Selva Demiralp, güven kaybıyla gelen yavaşlamanın kontrollü kemer sıkma politikalarıyla eşdeğer tutulamayacağını vurguluyor.
Güven şokuyla tetiklenen kontrolsüz yavaşlamanın ekonomi üzerindeki başlıca riskleri şunlardır:
- Arz ve Üretim Kapasitesi Tahribatı: Güven şokunun ne kadar derinleşeceği öngörülemez; artan risk primi ve finansman maliyeti yatırımları erteleterek üretim kapasitesine zarar verir.
- Kur Baskısı ve Finansal Sığlaşma: Sermaye piyasalarından çıkan tasarrufların döviz ve altına yönelmesi kura baskı yaparak dezenflasyon kazanımlarını tehdit eder ve uzun vadeli TL fonlama kanalını zayıflatır.
- Beklentileri Çıpalayamama: Politika tasarımından değil krizden kaynaklanan yavaşlama, fiyatlama davranışlarını ve enflasyon beklentilerini kalıcı olarak iyileştirmez.
2027 Enflasyon Tahmini: Yüzde 23-24 Bandı ve Yapısal Reform Şartı
Mayıs 2023 sonrasında başlatılan parasal sıkılaştırma sürecinin gecikmeli etkilerinin 2027 yılında çok daha net hissedileceği öngörülüyor. Prof. Dr. Selva Demiralp, bölgesel savaşın sona erdiği, TCMB’nin kurda reel değerlenme ve pozitif reel politika faizi stratejisini sürdürdüğü baz senaryoda, 2027 sonunda yıllık enflasyonun yüzde 23-24 bandında gerçekleşmesini bekliyor.
Bununla birlikte petrol fiyatlarındaki jeopolitik belirsizliklerin tahmin aralığını genişlettiğine dikkat çekiliyor. Para politikasını destekleyecek yapısal reformlar hayata geçirilmedikçe ve seçim ekonomisi riskleri bertaraf edilmedikçe, yıllık enflasyonda tek haneli rakamlara inişin daha uzun zaman alacağı değerlendiriliyor.
Mimar İdris YAĞMAHAN’ın Gayrimenkul ve İnşaat Sektörü Değerlendirmesi
TCMB’nin yüzde 36 politika faizi kararını ve sermaye piyasalarındaki güvenli liman arayışını inşaat ve gayrimenkul sektörü perspektifinden değerlendiren Mimar İdris YAĞMAHAN, finansman maliyetleri ile konut talebi arasındaki dengeye dikkat çekiyor:
“Merkez Bankası’nın 9 ay aradan sonra gerçekleştirdiği 100 baz puanlık indirim, sembolik olarak faiz indirim döngüsünün yeniden başlaması açısından psikolojik bir eşik taşıyor. Ancak Prof. Dr. Selva Demiralp‘in analizinde de vurguladığı üzere, enflasyonun yüzde 29,7’ye gerilediği ortamda politika faizinin yüzde 36’da tutulması reel faizin yükselmesi, yani kredi ve proje finansmanı maliyetlerinin yüksek kalmaya devam etmesi anlamına geliyor. Öte yandan yatırım fonlarında yaşanan sarsıntı sonrası hanehalkının güvenli limanlara yönelmesi, önümüzdeki aylarda altın ve dövizin yanı sıra Türkiye’de geleneksel olarak en güçlü koruma aracı görülen nitelikli konut ve arsa yatırımlarına olan nakit talebi yeniden hareketlendirecektir.”
Ekonomi yönetiminin faiz politikaları, konut kredisi oranları, inşaat maliyet endeksleri ve gayrimenkul piyasaları hakkında en güncel mevzuatlar, gayrimenkul haberleri ve uzman tavsiyeleri için SerMimar.Net sektör rehberini takip etmeyi unutmayın!
SerMimar
Osmanlılarda mimarbaşı, SerMimaran-ı hassa. osmanlı hanedanının ve büyük devlet adamlarının yaptıracakları binaların projelerini yapmak ve bunların uygulanması için gerekli mimarları, teknik elemanları atamak, büyük kentlerdeki mimarları atamak, hassa mimarlarını yetiştirmek, kent ve kasabalardaki bütün mimar ve ustaların kayıtlarını tutmak SerMimar'ın görevleri arasındaydı.
Tüm Yazıları