Reklamı Kapat

Sedef Sanatı – Sedefçilik – Sedefkarlar…

Editör: SerMimar Tarih: 14 - Ocak - 2009
Sosyal Paylaşım: Paylaş facebook Paylaş linkedin Paylaş twitter

Sedefkârlar, ince marangozluk işleri yapan kişilerdi. Bunlar sedef, fildişi, kemik ve benzeri maddeleri ustaca kullanarak çeşitli eşyalar yaparlardı. Sedefçiler ise yalnızca sedefi işleyen kişilerdi. Yani sedefçiler zanaatçı, sedefkârlar ise sanatçı idi. Osmanlı Devletinde mimarlar ilk önce sedefkârlık eğitimi görür, sonra mimar olurlardı. Mimar Sinan ile mimar Mehmet Ağa da bu öğrenimi alıp mimar olan ünlü kişilerdi. Evliya Çelebi, 4. Murat döneminde sedefkârların 100 dükkân 500 kişi, pirlerinin ise Şuayb-Hindi olduğunu yazar. Sedef, renklerinin albenisi, işlenebilme özelliği ve gökkuşağının tüm renklerini yansıtmasıyla ilgi çekmiş, Sümerlerden beri çeşitli amaçlarla kullanılmıştır. Sedefçilik doruk noktasına Osmanlı döneminde ulaşmış, en özgün örnekleri bu dönemde verilmiştir. Edirne’deki 2. Beyazıt Cami kapı kanatları, bir rivayete göre Fatih Sultan Mehmet’in som sedeften yapılan tabutu, 3. Murat’ın Ayasofya’daki türbesinin kapı kanatları, Sultan Ahmet Camii’nin pencere ve cümle kapılarının kanatları, Balıkesir’deki Zağanospaşa Camii’nin kapı kanatları, mimari yapılarda kullanılan sedef işçiliğinin en görkemli örneklerini oluşturmaktadır.

Tarihsel sıralamayla takip ettiğimizde ve yazılı kaynaklara baktığımızda,15.y.y’ da Topkapı Sarayı Müzesi’nde birçok sedefli eşya görmekteyiz. Müzenin 1505 tarihli hazine defterinde (1) sedefli eşyaların varlığı bildirilmektedir. Hatta Raht Hazinesine ait defterlerde sedefli eğer takımlarının kayıtlarına rastlamaktayız(2),fakat bu takımların üzülerek günümüze ulaşamadığını söylemeliyiz. 16.Y.Y ; Yavuz Sultan Selim’in türbe kapısı, Üsküdar’daki Mihrimah Sultan Cami kapı ve pencere kanatları, Süleymaniye Cami kapı ve pencere kanatları,3. Murat’ın yatak odası kapı kanatları. Bu dönemde sarayda sedefkârların bir atölyesinin bulunduğunu ve sedefkârların burada geometri dersi okudukları da kaynaklarda yer almaktadır. Bu yüzyılda saray atölyesinden Mehmet Usta, Dalgıç Ahmet ve Mimar Mehmet Ağa yetişmiştir.

17.y.y; sedef sanatında değişik bir tarz ortaya çıkmıştır, geometrik şekiller yerini bitkisel motiflere bırakmış. Bu dönem eserleri, Sultan Ahmet Cami Revan ve Bağdat köşkleri, Valide Sultan Dairesi, Yeni Valide Cami, en güzel örneklerdir,1. Ahmet’in tahtı,4. Mehmet’e ait saltanat kayığı, güzel örneklerdendir.

19.y.y ve 20.y.y ; Avrupa barok ve rokoko tarzı mimariyi etkilemiş ahşap daha az kullanılmaya başlanmış, sedef işlemeli eserler azalmıştır. Bu dönem eserleri 2. Mahmut tuğralı çekmece, 2. Abdülhamit’e gönderilen hediyelerdir.20.y.y’ın ilk yarısına kadar devam eden sedef sanatı, bu dönemin en ünlü ismi Vasıf Ustanın 1940 da ölümüyle son bulmuş, Küçükyalılı İsmail usta ve Nerses Ustanın ölümüyle de bu dönemin son sedefkarları tarih sayfalarındaki yerini almıştır.

Vasıf Usta ;Cumhuriyet Döneminin ilk yıllarında yüzen bir sergi haline getirilen Karadeniz gemisi ile çıktığı Avrupa gezisi sırasında, bu vapurun bir kamarası, Atatürk tarafından kendisine, atölye olarak tahsis edilmiş ve bu yolculuk sırasında yaptığı çalışmalarda, çekmeceler, levhalar, çeşitli müzik aletleri yapmıştır. Vapurun geziye çıkmadan önce Atatürk tarafından da ziyaret edilmesi Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında sedef sanatı için önemlidir ve ilginçtir. Yaşamının son yıllarında Güzel Sanatlar Akademisinde görev yapmış, o dönemde yaptığı sedefli kapı yüzyılın son sedefçilik örneği olarak Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesine konmuştur.

Günümüzde ise özel tercih ve çabalarla bazı sanatçılar tarafından sayılı çalışmalar devam etmekde, Salih Balakbabalar ve Zeki Kuşçuoğlu gibi hocalarımız tarafından akademik olarak da yaşatılmakta ve gelecek nesillere taşınmasında çaba ve gayretlerin son bulmadığını ispatı olmaktadır.

* 1 Teknik ve Malzemeler
* 2 Gömme
* 3 Kaplama
* 4 Macunlama
* 5 Dış Bağlantılar

Teknik ve Malzemeler
Sedef Sanatı malzeme ve teknik açıdan ele alındığında ilk olarak sedefi incelemek gerekir. Sedef, sıcak denizlerin akıntılı sularında tuz, kireç ve fosfordan oluşan kalker bir maddedir.

Sedef’in aslı, bilindiği gibi deniz yumuşakçalarının kabuklarıdır.Taşıdığı renge göre beyaz,arusek,çöp sedef gibi isimler alır. Çok çeşidi bulunmasına karşılık sedefçilikde yalnızca belirli özelliklere sahip olan sedefler kullanılmıştır. Sedefin bir sanat eserinde ya da süsleme olarak kullanılabilmesi için işlenebilir kalınlıkta olması, gökkuşağının renklerini yansıtması renklerin göz zevkine uyması gerekmektedir.

Sedef işçiliğinde sedefle beraber birçok malzemede kullanılırdı Bu malzemelerin başında ağaçlar gelirdi, kakma yönteminde oyulmaya elverişli ceviz, yapıştırma tekniğinde ise hava değişiminden pek fazla etkilenmeyen ıhlamur ağacı kullanılırdı.Maun,abanoz ,pelesenk yine tercihler arasındaydı. İnce çıta ve kaplamaların çeşitli renklerde boyanmasından oluşan filetolar,bağa, fildişi ve kemikler de sedef işçiliğinin diğer malzemelerini oluştururdu.

Sedefe şekil verirken kullanılan kıl testere, 1560 yılında saat zembereğinden eğe ile hazırlanan ince kıl testereler kullanılmasıyla ilk temellerini attı. Kıl testere bu sanatın en önemli aleti ve ustalık göstergesi oldu


Sedefçilikte üç teknik kullanılırdı.

Gömme
Gömme tekniğinde önce sedeflenecek işin iskeleti hazırlanırdı. Bu iskelet için genellikle ceviz, abanoz ve meşe ağaçları seçilirdi. Kâğıt üzerine çizilen desen, ağaç üzerine aktarılması için tutkal yapıştırılır, koyu zemine çelik, açık zemine ise kurşun kalemle çizilirdi Sonra sedeflerin yerleri tespit edilir, bu yerler iki ya da üç m.m derinliğinde oyulurdu.

Oyulan yere göre kesilen sedef sıcak tutkalla yapıştırılırdı. En iyi yapıştırıcı madde, istiridye kabuklarını iyice döverek ince bir toz haline getirdikten sonra bir tülbentten geçirip bu tozu yumurta akıyla macun haline getirerek elde edilirdi. Usta sanatçılar bu tür yapıştırıcı kullanırdı. Yapıştırmadan sonra kaba tesviye, tüm gömme işlemi tamamlandıktan sonra ise ince tesviye yapılırdı.

Kaplama
Kaplama tekniğinde masif ağacın üzeri kaplanır sonra bu kaplama üzerine süsleme uygulanırdı. Sedefin konacağı yerler ise boşaltılırdı. Bu tarzın en zor yanı ham süsleme malzemesinin inceltilmesi ve kaplama kalınlığına indirilmesiydi. Çoğunlukla aynalar ve çekmeceler bu teknikle yapılırdı.

Macunlama
Macunlama tekniğinde işlenmeyecek kadar küçük sedefler belirli bir zemine yerleştirilir, aralarında ki boşluklar ağaç tozu ve tutkal karıştırılarak yapılmış macunla doldurulurdu. Bundan sonra, önce sedefler görülünceye dek takozlu zımparayla kaba ve ince tesviye, ardından da cilalama işlemi yapılırdı.

Sedef eşyalar yapıldıkları yöreye, yapım tekniğindeki kimi ayrıntıya ve motiflerine göre farklılıklar gösterir, Eser-i İstanbul, Şam işi, Viyana işi ve Kudüs işi olarak isimlendirilirdi.

Bunlardan ilk ikisi tamamen Osmanlı karakteri taşırlar; gömme veya kaplama tekniğiyle hazırlanan “İstanbul işi” eserlerde; fildişi, bağa ve kemik gibi yardımcı unsurlar kullanılır. Bağanın altına ‘altın varak” yapıştırılır. Sedef ve diğer malzemenin daha ziyade geometrik biçimlerde kullanıldığı bir işçilik şeklidir.

—————————————————-

Sedef sanatı genelde, ahşap işleme sanatıdır. Ahşap mobilyaların denizden elde edilen sedefle, bağayı fildişini değişik renkli ağaç köklerini ve benzeri malzemeleri bir arada değişik motiflerle kesip kaplama sanatıdır. Tabi bu özetle anlatılanlar aslında sanatın tarzına, ülkesine göre çok değişik teknikler, stiller ve malzemeyle üretim yaptıkları üst düzey bir mobilyacılık sanatıdır.

İnsanlar hayatlarını kolaylaştırmada kullandıkları araçların neredeyse tümünde kullanabilmişler sedefi. Her bölge insanı kendi dinine, kültürüne, yaşam tarzına göre ekoller geliştirmiş. Ancak genelde tarih boyunca her bölge, dinsel mekânlarını ve dini eşyalarını süslemişler. Sedefli eserleri üretebilmek son derece beceri isteyen son derece bilgi birikimi isteyen meşakkatli sabır gerektiren ciddi bir sanat olması hasebiyle üretilen eserleri elde etmek tarihte ve günümüzde oldukça pahalı ve zor olmuştur.

Sedef sanatının günümüze ulaşmış ilk örnekleri Sümerlilerin mezar taşlarında ve şahsi araştırmalarım esnasında rastladığım muhtemelen Ortadoğu ülkelerinden birinde, deniz kabukları ve kireç taşı ile bir arada işlenmiştir sedef. (M.Ö. 4000 yılları) (1) Yakın tarihte ise dünyada bilinen 5 ekolü vardır. Ancak bunların dışında çeşitli ülkelerde sedefi; mobilyalarında kullanmışsa da, literatüre girememiştir. Osmanlıda ilk sedefli örnek 15.inci yy.da Amasya 2.Beyazıt Camii iç panjurları ve cümle kapısıdır. 1480li yıllar.

Osmanlı Padişahları her sanata değer verdikleri gibi sedef sanatına da değer verirlerdi.

Meşhur Mimar ve Sedefkâr olan Sedefkâr Mehmet ağa’nın Koca Sinan’ın teşviki ile dönemin padişahına bir Kur-an rahlesi yapması ile padişahtan taltif alıp kapu başılığına atanması, yapılan Selâtin Camilere mutlaka sedefli kapılar Kur-an muhafazaları, kürsüler, iç panjurlar, rahleler yaptırılması. Evliya Çelebi’nin rivayetine göre; F.Sultan Mehmet Han’ın tabutunun som sedeften olması (ki; bu ulaşılan en eski sedefli eser örnekleriyle çelişiyor) bu sanata yeterince değer verdiklerini gösterir. Yine sultan Abdülhamit Han’ın İyi bir marangoz ve iyi bir sedefkâr olması yeterli ilgiye ispattır. Tarihte bu sanatı icra eden insanların adına sınırlı kaynaklarda ulaşılmış olmasına rağmen yine Evliya Çelebinin seyahatnamesinde (İstanbul’da 100 dükkân 500 nefer idüler pirleri de Şuaybi Hindi dür) diyerek bu sanatın 17.yy zirve döneminde olduğunu ifade etmiştir. Osmanlı sedef sanatı 15 ve 16.yy da gelişip 17 ve 18yy da zirveye ulaşmıştır. Ancak 18.y.y.dan sonra batı tarzlarıyla geleneksel tarzlar deformasyona uğratılmasında, sedef sanatı da nasibini almıştır. 18.y.y.dan sonra 19.yy da Abdülhamit Han’ın sedefkarlığa meyli dolayısıyla Yıldız Sarayında kurulan Marangozhane olan Tamirhane-i Hümayun da yerini almıştır.Yine meşhur ressam ve arkeolog olan Osman Hamdi Bey’e Abdülhamit Han tarafından kurdurulan Sanayi nefise mektebinde (Güzel sanatlar akademisinin temeli). Harikulade batı sitillerinde mobilyalara dabenzeyen ancak Osmanlı tarzının vurgulandığı sedefli eserler üretilmiştir.

ÖNCEKİ KONU: »
SONRAKİ KONU: « 


ISTANBUL PROJE YONETIM DERNEGI GAYRIMENKUL GELISTIRME & INSAAT TASARIM & RISK ILGI GRUPLARI ORTAK ETKINLIGI (www.ipyd.org) TARİH : 21.Şubat.2009 SAAT : 10:30 – 13:00 YER : BUMED – Boğaziçi... Devamı...

MEA ARCHITECTURA MEA CULPA Zavallı Mimar Gürhan Tümer Prof. Dr., DEÜ Mimarlık Bölümü “Mimar, değişik bilim dalları ve çeşitli öğretilerin bilgisiyle donatılmış olmalıdır. [...]... Devamı...

MİMARLAR ODASINDA UYGULAMA PROJELERİNİN İÇERECEĞİ BİLGİLER VE ÇİZİM STANDARTLARI YERLEŞİM PLANLARINDA : – Yerleşim Planında Zemin Kat çizilir, Bina dış boyutları ile bahçe... Devamı...

Şıngıl örtüleri malzemeleri, uzun yıllar boyunca çatı yalıtım örtüsü olarak kullanılmış, oldukça dayanıklı ve ekonomik bir çatı malzemesidir. Oldukça çeşitli renklerde olan şıngıl... Devamı...

Yorumlara Kapalıdır.

SPONSOR

Mimari, Elektrik, Mekanik, Statik Proje