Reklamı Kapat

İstanbul Adalet Sarayı’nda Başarının Sırrı!

Editör: SerMimar Tarih: 6 - Nisan - 2011
Sosyal Paylaşım: Paylaş facebook Paylaş linkedin Paylaş twitter

VARYAP Varlıbaşlar tarafından Çağlayan’da yapımı gerçekleştirilen ve kısa bir süre sonra hizmete açılacak İstanbul Adalet Sarayı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı bir törenle, Adalet Bakanlığı’na teslim edildi

VARYAP Varlıbaşlar Yapı San. ve Tur. Yat. Tic. A.Ş. tarafından Çağlayan’da yapımı gerçekleştirilen ve kısa bir süre sonra hizmete açılacak İstanbul Adalet Sarayı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı bir törenle, 04.03.2011 tarihinde Adalet Bakanlığı’na teslim edildi.

Zorlu inşaat sürecinin bitimiyle birlikte, biz de Proje Müdürü Sevim Özyurt’un kapısını çaldık ve proje ile ilgili bazı bilgiler edinmek istedik. Görüşmemizde, VARYAP Entegre Yönetim Sistemi Sorumlusu Işıl Uzun ve Danışman Firma olarak projede yer alan İvme Yönetim Danışmanlık Eğitim ve Tic. Ltd. Firması Genel Müdürü Fırat Şükrü Eker de hazır bulundu.

Proje muazzam. Gerçekten de çok büyük, modern ve etkileyici bir yapı. Proje ile ilgili teknik bilgiler verebilir misiniz?
Sevim Özyurt – Bayındırlık ve İskn Bakanlığı (Yapı İşleri Genel Müdürlüğü) denetiminde ve gayrimenkuldeki başarılı projelerini taahhütte de sürdüren VARYAP tarafından tamamlanarak kamunun hizmetine verilmiş olan İstanbul Adalet Sarayı’nda, yaklaşık 5 bin personelin çalışacağı ve günlük ziyaretçi sayısının 60-70 bin kişiye ulaşacağı hesaplanıyor.

İstanbul Adalet Sarayı 42 bin metrekare arsa üzerinde, 328 bin 544 metrekarelik inşaat alanına sahip olup, en azı 4, en fazlası 19 kat olan ve birbiriyle bitişik konumdaki 19 bloktan oluşuyor. Projenin diğer teknik verilerine gelince, inşaatta 280 bin metreküp beton, 37 bin ton demir, 65 bin metrekare su yalıtımı, 195 bin metrekare ısı yalıtımı, 180 bin metrekare granit seramik, 170 bin metrekare doğal granit kullanıldı. Bu büyük projede 73 asansör, 48 yürüyen merdiven ve yangın çıkışı için çeşitli ebatlarda 1.450 adet kapı montajı bulunuyor. Ayrıca 2 bin 500 araçlık kapalı otopark mevcut.

Kompleksin içinde duruşma salonları, hakim ve savcı odaları, ofisler, hizmet odaları, avukat görüşme odaları, yemekhaneler, kafeteryalar, kütüphane, kreş, konferans salonu, postane, banka şubeleri sağlık ünitesi gibi bölümler de yer alıyor.
Proje kapsamında 326 duruşma salonu, 267 savcı odası, 442 hakim odası, 354 kişilik konferans salonu, 4 adet 50’şer kişilik seminer salonu bulunuyor.

İstanbul Adalet Sarayı’nda bir tutuklunun otoparktan, hakimin ise kendi odasından direkt olarak duruşma salonuna girebileceği bir düzenleme yapıldı. Böylece bina girişinde herhangi bir birikmenin ve istenmeyen durumların yaşanmasının önüne geçilmiş oldu.

Adalet Sarayı yapım süresince mühendislik ve mimarlık lisans ve lisansüstü öğrencilerinin ilgisini neden bu kadar çok çekti?
Sevim Özyurt – VARYAP 35 yıllık bir kuruluş. İşini büyük bir ciddiyetle yapıyor. Sürekli ulaştığı kalite çizgisini aşma kaygısı var. Bir kamu binası yapıyoruz diye düşünmüyoruz. İnşaat teknolojisinin tüm imkanlarını bu yapıda kullanıyoruz. Tüm çalışmalarımızı, ISO 9001:2008 Kalite, ISO 14001:2004 Çevre ve OHSAS 18001:2007 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri’ne uygun olarak yürüttük.

Öğrencilerin bu kadar büyük ve prestijli bir yapıya ilişkin, mesleki hayatlarında bizimle geçirdikleri kısa ama kaliteli zamanlarını unutulmaz kılmayı ve anılarında yer almayı önemsiyoruz. Bu nedenle gerek stajyerlerimize gerek şantiyemize teknik geziye gelen öğrenci gruplarına zaman ayırıyoruz. Zira gençlere bilgi aktarmayı görev kabul eden bir anlayışa sahibiz. İnşaat mühendisliği açısından referans bir yapı olarak görülen projemizin inşaat sürecinin genç mühendis adayları için çok önemli bir deneyim ve mesleki anı olarak değer taşıdığını düşünüyoruz.

Yönetim sistemlerine uygun çalışmakla neyi kastediyorsunuz?
Sevim Özyurt – Projenin en başında aldığımız karar gereği, o dönem firmamızda kurulumu yeni tamamlanmış olan Entegre Yönetim Sistemi olarak da adlandırdığımız, Kalite, Çevre ve İSG Yönetim Sistemlerini inşaat süresi boyunca uygulamayı hedefledik. Bu hedef doğrultusunda, çalışmakta olduğumuz İvme Yönetim Danışmanlık Eğitim ve Tic. Ltd Firması’ndan ve onun başarılı Genel Müdürü Fırat Şükrü Eker’den, her üç sistemin de proje kapsamında kurulması ve uygulanması konularında destek aldık. VARYAP Merkez EYS Sorumlumuz Işıl Uzun da projenin bu konudaki koordinasyonunu başarıyla gerçekleştirdi. Kendilerine bu vesileyle bir kez daha çok çok teşekkür ediyorum. Size bizzat bu konularda daha detaylı bilgi verebilirler.

EYS çalışmaları nasıl bir süreç gerektiriyor? Bu kapsamda neler yapıldı?
Fırat Şükrü Eker – Sevim Hanım’ın proje başında ortaya koyduğu hedef kolay bir hedef değildi. Birincisi, böylesine büyük bir inşaatta onlarca alt işverenle çalışıyorsunuz. Dolayısıyla tüm bu firmaları söz konusu sistemler kapsamında çalışmaya ikna etmek kolay değil. Yönetsel anlamda da uygulama anlamında da kolay değil. İkincisi de işçi sayısı en yoğun zamanda 1500’ü buldu. Bu kadar yüksek işçi sayılarında hem iş sağlığı ve güvenliği kurallarını hem de çevre uygulamalarını birlikte yürütmek; bunları yaparken de zaman planına uymak ve kalite kriterlerini tutturmak gerçekten kolay değil. Ancak hem VARYAP Merkez’in hem de başta Sevim Hanım olmak üzere proje yönetiminin desteği ile bir işbirliği zemini yarattık. İşe önce kendi ekibimizi eğitmekle başladık. Sonra her alt işverenle daha işi ihale etmeden önce toplantılar yoluyla projedeki EYS beklentilerini anlattık. Dolayısıyla, hiçbir alt işveren firmamız, biz bunları bilmiyorduk diyemedi. Sözleşme imzasını takiben de iş izin sistemini uygulamaya koyduk.

“İş izin sistemi” nedir acaba?
Fırat Şükrü Eker – İş izin sistemi, özellikle fazla sayıda alt işverenle ve tamamlanma aşamasına doğru kısa süreli çalışmaların çok olduğu çalışma durumunda uygulanması gereken bir sistem. En başta yapılacak işle ilgili sağlık ve güvenlik riskleri ve çevre etkileri değerlendiriliyor. Sonrasında ise işi yapacak ekibin SGK girişlerinin, ağır ve tehlikeli işler sağlık raporlarının ve mesleki belgelerinin olup olmadığı kontrol ediliyor. Bunu takiben de işe giriş eğitimi veriliyor. Son olarak da kullanılacak malzeme, ekipman ve el aletlerinin kontrolü yapılarak, eğer mevzuata ve işin yapılma şartlarına uygunluk varsa işe başlama izni veriliyor.

Alt işverenlerin bu sisteme alışması nasıl oldu?
Fırat Şükrü Eker – Burada hassas bir kontrol süreci var. Söz konusu uygulama, alt işverenlere ve kısa süreli çalışacak herkese işin başlamasından önce anlatılıyor. Bu sistemin tüm tarafların lehine olduğunu anlatmak için emek harcandı. Dolayısıyla alt işverenlerin buna uyum sağlaması zorunlu. Firmanın da işçinin de tüm evrakı işe girmeden önce hazırlanıyor, eğitim ve işe giriş talimatı veriliyor, makine ve ekipmanın tüm güvenlik şartları karşılanıyor. Bundan da herkesin memnun olması lazım. Zaten zaman içinde gördük ki alt işverenler artık dosyalarını neredeyse 3-4 gün önceden hazırlayıp VARYAP’a sunmaya başladılar ki gecikme olmasın. Hatta bu önemli bir verimlilik de sağladı. İş başladıktan sonraki kontrollerde bu konuda sorun yaşamadığımız için de başka konulara daha fazla odaklandık. Bu da bizim sistemdeki başarımızı ortaya koyuyor. Ayrıca yasal olarak aylık bazda yaptığımız İSG kurul toplantıları da birer görüşme/paylaşma/tartışma ortamı oluşturdu. Mühim olan tüm alt işveren temsilcileri ile işbirliği içinde olmanız.

Eğitim konusunda neler yapıldı?
Fırat Şükrü Eker – Dinamik eğitim modeli diye adlandırdığımız modele oldukça yakın çalıştık. İş Kanunu’na göre çıkarılmış İSG eğitimleri ile ilgili yönetmeliği uyguladık. VARYAP yöneticilerinin eğitimleri, alt işveren yöneticilerinin eğitimleri ve sonrasında işe giren tüm işçilerin eğitimini, saha İSG kadrosu ile gerçekleştirdik. Bununla da bitmiyor, çalışanların yaptıkları işe göre İSG eğitimlerinin alınmasını sağladık. Örneğin asansör montajı yapan firma kendi tehlikelerine göre, kaba yapı işlerini yürüten firma da kendi tehlikelerine göre eğitim aldı. Ayrıca gözlemlenen tüm tehlikeli hareket ve durumlarla ilgili eğitim içeriklerini revize ettik. Çevre konularını da eğitime entegre ettik.

İvme Yönetim Danışmanlık olarak Proje’de başka ne tür hizmetler gerçekleştirdiniz?
Fırat Şükrü Eker – Öncelikle VARYAP Merkez’den Işıl Hanım’ın da katkısı ve şantiyedeki ekibimizle İSG risk ve çevre etki değerlendirmelerini yaptık. İnşaat sektöründeki bu tip çalışmalar, başka sektörlere benzemez. Zira işin seyri, yapım yöntemi, kullanılacak ekipman ve hava şartları sürekli değişim içindedir. Sizin bu değişkenleri göz önüne alarak çok ciddi çalışmanız ve gerekli revizyonları yeni işler başlamadan önce yapmanız gerekiyor. Biz, İvme Danışmanlık olarak EYS sistemini kurarken, bu bilinçlenmeye özen gösterdik. Yönetim desteği de son derece önemli. Uygunsuzlukları görmezden gelen, konuları erteleyen ve tedbir almayan yönetimlerle başarı şansınız sıfır. Bununla birlikte saha gözetim ekibini çok iyi yönlendirmeniz gerekiyor. Sahadaki İSG ekibimiz hangi noktalara bakacaklar, uyarılarını nasıl yapacaklar, takip nasıl olacak, raporlamada hangi hususlara dikkat edilecek bunlar çok önemli. Zira yaptığınız her uyarı ve takip aslında bir iş veya çevre kazasının önlenmesi demek. Gözetim sisteminin en iyi şekilde oluşturulmasına gayret ettik. Ayrıca, makine, ekipman ve tesislerin de İSG ve çevre açısından yasal kontrolleri var. Bunlarla ilgili de ölçme/izleme sistemini kurmaya çalıştık. VARYAP’ta aylık ve yıllık iş sağlığı ve güvenliği-çevre raporlarının hazırlanması da ilk defa gerçekleşti.

EYS denetimleri nasıl yürütüldü?
Işıl Uzun – Öncelikle Adalet Sarayı projemiz, VARYAP’a ISO 14001 Çevre ve OHSAS 18001 İSG Yönetim Sistemleri belgelerini kazandırdı. Yani denetlenen örnek şantiye burası oldu. Yılda bir defa yapılan EYS iç denetimlerini de İvme Yönetim Danışmanlık gerçekleştirdi. İç denetimleri takiben gerekli iyileştirmeleri yaptık ve dış denetime hazır olduk. Adalet Sarayı projesi iki defa akredite kuruluşlar tarafından denetlendi. Her üç sistemde de başarılı sonuçlar alarak, VARYAP’ın amiral gemisi olduk.

Buradan projelerinde Entegre Yönetim Sistemi kurmak isteyen Firmalara neler önerirsiniz?
Işıl Uzun – Öncelikle, EYS konusunun bir yönetim politikası olması gerekiyor. Sonrasında ise proje yönetiminin mevzuata, standartlara ve kurulan sistemlere göre çalışması gerekiyor. Bu biraz zorlu bir süreç ama zaten mevzuat şartlarına uymak şart olduğundan, kurduğunuz sistemle bu şartların karşılanması için de bir çerçeve oluşturuyorsunuz. Yani yapılan her şeyin bir amacı ve olumlu bir getirisi var. Ayrıca kaliteli inşaat yapmak, insan hayatını korumak ve çevre kirliliğini önlemek gibi hedefler dahilinde çalışmak da son derece motive edici. Bir tavsiyem şu olacak, firmalar fazla dokümantasyona boğulmasınlar, sistemi mümkün olduğunca az dokümantasyonla kurup ağırlığı eğitimlere, toplantılara ve saha gözlemlerine versinler. Uygulamalar herkes için anlaşılır ve net olsun. Bir de tabii her işte olduğu gibi sabretmek önemli; inşaat süresi boyunca bin bir zorluk çıkıyor ama bunlardan yılmayıp gereğini yapmak da mühendisliğin bir gereği olsa gerek.

Son olarak Sevim Özyurt’a bir soru sormak istiyorum. Bu büyük projenin müdürü olmak hatta bir kadın proje müdürü olmak nasıl bir duygu?
Sevim Özyurt – Firmamız VARYAP taahhüdünde tamamlanan ve inşaat sektörünün yüz akı projelerden birinin yönetiminde olmaktan duyduğum mesleki onur, hiçbir şeyle ölçülemez. Siz iyi bir yönetici mühendis olup iyi kadrolarla çalışabilirsiniz. Ama gücünüz ve yapabilirliğiniz firmanızın gücü kadardır. VARYAP personeli olarak şunu kesin olarak biliyoruz ki; firmamız güçlüdür ve biz her projenin altından yüzümüzün akıyla kalkarız. Bu nedenle şehrin en yoğun bölgelerinden birinde, çok dar bir arazide, bu kadar büyük bir projeyi kısa bir zamanda ortaya çıkardık. Firma yönetimi olarak çalışanlarımızı önemsiyoruz. VARYAP’ta her çalışan sabah işine yapacağı işle ilgili programını bilerek ve şevkle başlar.

Bir kadın olarak proje müdürlüğü konusuna gelince, ben meslekte 30’uncu yılımı tamamladım. Bu proje ile 330 bin metrekarelik bir inşaatı yönettim. Bir önceki projem ise 150 bin metrekare idi. Metrekare büyüklüğü olarak bakıldığında neredeyse toplam iş yaşamımın çok önemli kısmını bu iki proje oluşturuyor. Bir kadın inşaat mühendisi için yaklaşık 1 milyon metrekareye ulaşan bir deneyime sahip olduğum düşünüldüğünde inşaat mühendisliği konusunda genç öğrenciler açısından bu iyi bir mesaj olmalı. Şantiyeye gelen öğrenciler içinde yer alan kız öğrencilerin artık kadınların da bu işte eşit şansa sahip olduğunu görüp, mesleki kariyerlerine daha umutla baktıklarına bizzat tanık oluyorum.

KATEGORİ: Sektörel Haberler

ÖNCEKİ KONU: »
SONRAKİ KONU: « 


Yorumlara Kapalıdır.

SPONSOR

Mimari, Elektrik, Mekanik, Statik Proje