Reklamı Kapat

İlişkilerinizi İyileştirin..

Editör: SerMimar Tarih: 25 - Şubat - 2009
Sosyal Paylaşım: Paylaş facebook Paylaş linkedin Paylaş twitter

Doğduğumuz andan itibaren ilişki geliştirmeye başlarız. Ama, yetişkin olduğumuzda, kendimizi tamamen deneyimsiz hissetmek çok kolaydır. İster sevgi ve ilgi dolu evlerde, isterse daha dışa kapalı ortamlarda yetişmiş olalım, ilişkiler, genellikle kendimizi kırılgan, belirsiz ve güvensiz hissetmemize neden olur.

Başkalarıyla olan etkileşimlerimizin neden olabileceği duygularla baş edebilmenin önemli bir unsuru, ilişkilerin büyük ölçüde kendi kendini tatmin etme ve bir işi tamamlama arzusundan kaynaklandığını bilmektir. Çoğu zaman bir ilişki peşinde koşma nedenimiz, bizde yarattığı duygulardır. Başkalarını memnun etmeye çalışırız; böylece, onlar da bizi memnun ederler. Bu, insana özgü durumların tamamen normal bir yönünü teşkil etmesine rağmen, aynı zamanda bizi belirsizlik, kendinden şüphe ve korku duygularıyla baş başa bırakır. Bu duygular, genel itibariyle sevgi dolu ve destekleyici olsa bile ilişkilerimizin toplam kalitesini etkileyebilir.

Başarılı ilişkilerin anahtarı, bu olumsuz duyguları serbest bırakma ve olabilecek en iyi sonuca odaklanma becerisidir. Somut ve doyurucu bir ilişki, her iki tarafın da karşılıklı fayda gördüğü bir “kazan-kazan” durumu olmalıdır. Reddedilme ya da hayal kırıklığına uğrama korkusundan kaynaklı bir endişe yaşamadığınızda, ilişkinin sunabileceği bütün olumlu potansiyele açık olursunuz.

Birşeye sahip olmak için her şeyden önce onu istemek gerektiği yaygın bir düşüncedir. Bir hedefe ulaşamaz ya da bir rüyayı gerçekleştiremezsek, kendimizi bunu yeterince istemediğimize inanmaya programlama eğilimi gösteririz. Bu yaklaşımın bir sorunu, gerçekten ne istediğimizi sıklıkla fark etmememizdir. Yaşamda aldığımız kararlar ve yaptığımız seçimler, istediğimize inandığımız şeylerden ziyade bilinçaltındaki arzularımıza dayanır. Aktif olarak istemenin baskısını bir yana bıraktığımızda, daha açık ve akıllıca kararlar alabiliriz. Bu bizi istediğimiz şeyi elde edememe korkusundan da uzak tutar.

Bu serbest bırakmanın doğal bir yan ürünü, güçlü bir ilişki geliştirmede anahtar bir etmen olan daha fazla sabırdır. Kendimizi açık ve kabul edici olmaya programladığımızda, başkaları tarafından hayal kırıklığına uğratılma korkusu yaşamadan, somut ve sağlıklı bir ilişkinin faydalarını görebiliriz. Birşeyden, eğer giderse ne olacak diye endişelenmeden yalnızca olduğu şey için keyif alabilmenin faydalarını hayal edin.

İstek, korku, endişe ve kendinden şüphe duygularını bir yana bırakarak, olumlu bir sonucu kabul etmede aktif rol oynayabiliriz. Bu durum, ister romantik, isterse platonik olsun, ilişkiyi değerlendirirken ihtiyaç duyduğunuz güveni ve kolaylığı artırır; yaşamınızdaki bütün ilişkileri ciddi ölçüde iyileştirebilir.

Elbette, romantik ilişkiler, bize en büyük endişe ve korkuyu yaşatma eğilimine sahiptir. Bunun bir nedeni, sevginin anlamının yanlış yorumlanmasıdır. Genellikle sevginin birine ihtiyaç duymak ya da duygusal tatminimiz için ona bağlı olmak anlamına geldiğine inanmaya yönlendiriliriz. O zaman da doğal olarak bu ilişkiyi kaybetmenin etkisinden korkarız. Oysa sevgi, aslında birine açık olma becerisi, potansiyel olarak kaybetme stresi yaşamadan ilişkinin ödüllerinin keyfine varmaya yönelik duygusal bir özgürlüktür.

Bu ferahlık, yatak odasına da uzanır. Cinsel töre son yüzyılda bir miktar rahatlamış olsa da seksin kendisi hâlâ duygular ve benliğe hizmet eden arzulardan oluşan bir ağın içinde karmakarışık durumdadır. Gerçek samimiyet, kişisel tatminden ziyade sevgi dolu olmakla, zevk ve mutluluğun paylaşımıyla sağlanır. Sıkılganlık, suçluluk ya da onaylanma ihtiyacı gibi çoğu zaman seksle ilintilendirilen olumsuz duyguları bir yana bıraktığınızda, kendinizi eşinizle daha bir “uyum” içinde bulabilirsiniz. Gerçekçi olmayan beklentilerin ya da kısıtlayıcı hedeflerin taleplerinden kurtulduğunuzda, bu deneyimden yalnızca olduğu şey için keyif alabilir; açık ve sevgi dolu bir mutluluk ve zevk değiştokuşu yapabilirsiniz.

Serbest bırakma, sağlam ilişkiler geliştirmede güçlü bir araçtır; ama, başkalarıyla etkileşimlerinizi iyileştirmekle sınırlı değildir. Aynı şekilde, yaşamınızın başka alanlarında serbest bırakma, doyurucu ve ödüllendirici bir ilişkiden keyif alma beceriniz üzerinde doğrudan etkide bulunabilir. Bu güçlü yöntemle, çoğumuzun paylaştığı hedeflere ulaşabilirsiniz: finansal özgürlük, duygusal açıdan iyi oluş, gerçek ve kalıcı mutluluk. Bu şeylerin bizi sağlıklı bir ilişkide rol almak konusunda nasıl daha iyi bir konuma ulaştırabildiğini görmek zor değildir. Ne kadar çok serbest bırakırsak, yaşamın ödüllerini içtenlikle karşılamada o kadar özgürleşiriz. Olumsuzluğu saptırmak ya da ondan kaçınmak yerine, ki çoğumuza öğretilen budur, serbest bırakma, olumsuzluğu kafa kafaya karşılamamıza, sonra da ondan kurtulmamıza yardımcı olur. Yolculuğumuzda her zaman bariyerler ve engeller olacaktır; bunlarla nasıl başa çıkılacağını ve bunların üstesinden nasıl gelineceğini bilmek, mutluluk ve refaha açılan doğru kapıdır

Yazar: Larry Crane

KATEGORİ: Kişisel Gelişim

ÖNCEKİ KONU: »
SONRAKİ KONU: « 


Yorumlara Kapalıdır.

SPONSOR

Mimari, Elektrik, Mekanik, Statik Proje