Reklamı Kapat

Dünyanın İlk Sualtı Atık Müzesi Türkiye’de Açıldı!

Editör: SerMimar Tarih: 26 - Haziran - 2011
Sosyal Paylaşım: Paylaş facebook Paylaş linkedin Paylaş twitter

Sualtından çıkarılan matkap, karyola, lavabo gibi atıkların sergilendiği sualtı atık müzemiz açıldı. DenizTemiz Derneği, ‘Bari çocukları kurtaralım’ diyerek müzeyi eğitim merkezi olarak da kullanacak

Türkiye’nin artık bir ‘atık müzesi’ var. Gerçi bu pek övünülecek bir durum değil, çünkü bu atık müzesi denizlerden toplanan çöplerden oluşuyor. DenizTemiz Derneği/TURMEPA’nın öncülüğünde hayata geçirilen müze, derneğin İstanbul Nakkaştepe’deki merkez binasında açıldı.

Dernek, bu müze ile çevremizi nasıl kirlettiğimiz gerçeğini bir kez daha yüzümüze vuruyor. Müzenin bir diğer hedefi de çocuklar. Özetle ‘Büyükleriniz yaptı, siz yapmayın’ mesajı veren sualtı atık müzesi çocuklar için eğitim atölyesi olarak da kullanılacak.

Bu müzede ne ararsanız var!
Elektrik süpürgesi, matkap, hoparlör, walkman, cep telefonu, tezgah, lavabo, tencere, çaydanlık, güğüm, sürahi, demir ve plastik sandalyeler, trafik dubası, polis barikatı, araba lastikleri…

Müzedeki ‘eser’ler TURMEPA’nın 2008 ve 2009 yıllarında deniz dibi temizliği etkinliklerinde denizden çıkardığı atıklardan oluşuyor. Dernek, sadece geçen yıl 12 bin ton sıvı atık ve 255 bin kilogram katı atık toplamış.

1990’lı yılların ortalarında birkaç gazeteciyle birlikte Göcek’te DenizTemiz’in bir etkinliğine katılmıştım. Bir grup üniversite öğrencisi günde birkaç kez Göcek koylarına dalarak sualtını temizliyordu. Karyoladan, tencereye, çöp kovasından ayakkabıya kadar her türlü çöp, denize atılmıştı. Ben de öğrencilerle birlikte dalmıştım ve gördüğüm manzara korkunçtu. Belgesellerdeki gibi ‘sonsuz bir dünya’ yerine çöp dünyasıyla karşılamıştım. Anlaşılan o ki aradan geçen yıllar ne alışkanlıkları ne de mantaliteyi değiştirmiş.

OKULLARDA DERS OLACAK
DenizTemiz de ‘bari çocukları kurtaralım’ diyerek müzeyi bir eğitim merkezine de dönüştürmüş. ‘Bir Deniz Bin Yaşam’ konseptiyle tasarlanan eğitim atölyesini ekim ayına kadar 2 bin 500 çocuğun ziyaret etmesi hedefleniyor. Atölye çalışmalarına katılan çocuklar, denize çöp olarak atılanları görmenin yanı sıra atıkların doğada yok olma süreleri, bu süre içinde doğaya verdikleri zararları, deniz kirliliğinin doğa ve canlı hayatına etkileri gibi konularda 90 dakikalık küçük ve eğlenceli interaktif bir eğitim de alıyor. Bu projenin son aşamasında, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliğine gidilerek, 2011-2012 eğitim-öğrenim döneminde başlayacak olan ‘İstanbul Dersi Öğretim Programı’nda yer alarak çok sayıda öğrenci gruplarının bu eğitim atölyesinde çevre konusunda eğitilmesi hedefleniyor. Bu projenin, deniz atıklarının Türkiye gündemine gelmesi halinde, başvuru kaynağı ve referans noktası olarak gösterilmesi amaçlanıyor.

Tabii bu projenin sponsorları da var. Kılıç Deniz Ürünleri ana sponsor, Faber Castell, Joker, Koç Holding, Monami, Pınar ve Steppen, farklı alanlarda destek veriyor.

Halkımıza göre deniz temiz!
DenizTemiz, müze çalışması sırasında bir de araştırma yaptırmış. GfK’nın kent merkezlerinde yaptığı araştırmaya katılanların yüzde 50’si ‘Denizlerimizin genel olarak bakıldığında temiz’ olduğunu söylemiş hatta yüzde 85’i deniz kirliliği konusunda hiç şikayette bulunmamış. Oysa her geçen gün maviliğini yitirip yeşile dönen Marmara Denizi’nde son 40 yılda 124 balık türü yok olmuş. Bu sayı Karadeniz’de ise 26… TURMEPA’nın Sevinç-Erdal İnönü Vakfı bünyesinde sürdürdüğü ‘Marmara Denizi’nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi’ projesinin ortaya koyduğu sonuçlar çok daha kaygı verici.

Denizlerdeki kirliliğin yüzde 80’i karadan ve insan eliyle yapılıyor. Karasal kirliliğin temel kaynakları sanayi tesisleri, turistik işletmeler ve belediyeler. Sanayide kullanılan suyun yüzde 81’i arıtılmadan doğaya bırakılıyor. Turistik işletmelerin çoğunda arıtma tesisi yok, zaten olanların da çalıştırdığı yok! 1.257 kıyı belediyesinin sadece 124’ünde arıtma tesisi bulunuyor. 1.133 kıyı belediyesi kirli sularını arıtmadan denize boşaltıyor. Kıyı belediyelerin yüzde 32’sinin kanalizasyon şebekesi dahi yok.

Çinliler de Volvo Ocean Race’te
29 Ekim’de İspanya’nın Alicante limanından yelken açacak 7 tekne, yelken sporunun ‘Everest’i olarak bilinen Volvo Okyanus Yarışı’nı (Volvo Ocean Race) başlatacak. Yarışa katılmak için belirli elemeleri geçen tekneler, son listeyi bekliyor. Şu ana kadar yedi takım Volvo Okyanus Yarışı’na katılacağı açıklandı. Bu takımlar: Fransız Groupama, Abu Dhabi Yarış Takımı, Puma, Camper, İspanyol telefon şirketi Telefonica, Çin’den Sanya ve İspanya’dan kimliğini hala gizli tutan bir takım. Çin, Sanya ekibiyle dünyanın turlandığı böylesi bir yarışa ilk kez katılıyor. Çinli Sanya takımının önderliğini Yeni Zelandalı tekneci Mike Sanderson yapacak.

Bazıları binlerce mil süren 9 etaptan oluşan yarışta tekneler dünya sularını doğu yönünde geçecek. İspanya’dan başlayan ve tüm okyanusları dolaşacak olan tekneler son etapta Lorient ile İrlanda’nın Gallway liman şehri arasında yarışacaklar.

ŞİRKETLER BULUŞMASI
Son durak olan Gallway’de şimdiden bu büyük karşılama için hazırlıklar başlamış. Tahminlere göre yarışın son sahnelerini seyretmek üzere yüz binlerce kişi şehre akın edecek. Varış noktası olarak Gallway sadece büyük azim, dirayet ve cesaretin meyvesinin görüleceği bir yer olmayacak. Aynı zamanda bazıları yarışın destekçisi olan pek çok uluslararası dev şirketin temsilcilerinin de bir araya geldiği bir buluşma noktası olacak.

Akşam/Esin Gedik

ÖNCEKİ KONU: »
SONRAKİ KONU: « 


Yorumlara Kapalıdır.

SPONSOR

Mimari, Elektrik, Mekanik, Statik Proje